Dört başlıca Haçlı devleti, 1098–1109 arasında Urfa, Antakya, Kudüs ve Trablusşam merkezlerinde kuruldu. Siz bu yazıda kuruluşlarını, yönetimlerini ve Urfa’dan Akka’ya uzanan çözülüşlerini tarih sırasıyla öğreneceksiniz. Latin yöneticiler mahkemeler ve vasallık ilişkileriyle hükmederken, son büyük anakara merkezleri 1291’de kaybedildi. 1 2
Kudüs kaybedildiği hâlde Kudüs Krallığı’nın yönetiminin Akka’da sürmesi, bu tarihin dikkat çekici düğümlerindendir. Bir şehrin el değiştirmesiyle devletin sona ermesi, burada farklı tarihlere karşılık gelir. Siz de haritada Kudüs, Akka ve Urfa’yı izleyerek bu ayrımı somutlaştırabilirsiniz. Kuruluş yerleri, mahkemeler, ticaret yolları ve kuşatmalar, aynı hikâyenin birbirine bağlanan parçalarıdır. 2
Dört başlıca Haçlı devleti hangi tarihlerde ve nerelerde kuruldu?
Urfa Kontluğu, 1098’de bugünkü Şanlıurfa merkezli olarak kuruldu; ilk hükümdarı Kont I. Baudouin oldu. Aynı yıl kurulan Antakya Prensliği, Antakya’nın 3 Haziran 1098’de alınmasının ardından şekillendi. Prensliğin başına geçen I. Bohemond, Antakya’daki Latin yönetiminin ilk hükümdarıydı. Böylece Urfa ve Antakya, dört başlıca devletin kuruluş sıralamasında başlangıcı oluşturdu. 1
Kudüs Krallığı, Haçlıların Kudüs’ü 1099’da ele geçirmesinin ardından Filistin’de ortaya çıktı. Krallığın varlığı 1291’e kadar sürdü; ancak yönetim merkezi zaman içinde değişti. Kudüs adı, bu nedenle hem belirli bir şehri hem daha uzun yaşayan krallığı anlatır. Aradaki fark, özellikle 1187 sonrasındaki gelişmeleri izlerken açıklık kazandırır. 1 2
Trablus Kontluğu’nun temellerini Raymond de Saint-Gilles attı; merkezinin alınması ise Bertrand döneminde gerçekleşti. Bugünkü Lübnan’daki Trablusşam, 1109’da Raymond’un oğlu Bertrand döneminde Haçlıların eline geçti. Bu yüzden Trablus Kontluğu anlatılırken kuruluş süreciyle merkez şehrin alınması birlikte değerlendirilir. 2
Batı’dan bakıldığında bu Latin yerleşimleri, topluca Outremer adıyla da anılıyordu. Sözcük, denizin ötesindeki ülke anlamına geliyor; Kudüs, Antakya, Urfa ve Trablus’u kapsıyordu. Siz bu adı gördüğünüzde, denizin ötesinden kurulan coğrafi bakış açısını hatırlayabilirsiniz. Deniz bağlantılarının devletlerin devamındaki rolü, bu adlandırmayla birlikte daha anlaşılır hâle gelir. 3
Latin yöneticiler yerel Hristiyan, Müslüman ve Yahudi topluluklarla nasıl ilişkiler kurdu?
Kudüs Krallığı’nda kral ile doğrudan vasallarının katıldığı Haute Cour, yönetim ve hukukta merkeziydi. Krallığın işleyişini anlamak için hükümdarın yanında bu kurumu da hesaba katmak gerekir. Urfa Kontluğu’nun kent meclislerinde ise yerli Hristiyanlar da görev alıyordu. Urfa örneği, yerel toplulukların bazı yönetim kurumlarına katılabildiğini somut biçimde gösterir. 2
Trablus kontları bazı kentleri doğrudan yönetiyor, diğerlerini ise fief olarak dağıtıyordu. Cübeyl’in Cenevizlilere verilmesi, bu yönetim biçiminin deniz desteğiyle bağlantılı somut örneğiydi. Cenevizlilerin sağladığı deniz desteği karşılığında kent üzerindeki yönetim hakkı onlara bırakıldı. Trablus’ta kentlerin yönetimiyle deniz bağlantıları, böylece aynı anlaşmanın içinde buluşabiliyordu. 2
Topluluklar arasındaki ilişkilerin başlangıcında, Kudüs’ün 1099’da alınmasına eşlik eden katliam da bulunuyordu. Kentte Müslümanlar, Yahudiler ve yerli Hristiyanlar öldürüldü; şiddet farklı dinî toplulukları kapsadı. Bu olay, sonraki idari işbirliği örnekleriyle birlikte hatırlanması gereken somut bir olgudur. 4
Kudüs Krallığı’nın Cour des Syriens mahkemesi, hukuki eşitsizliğin görülebildiği kurumlardan biriydi. Müslümanlar burada tanıklık edebiliyor; ancak ifadeleri Latinlerin tanıklığından daha düşük değerde sayılıyordu. Mahkemeye katılabilmekle tanıklığın aynı ağırlıkta kabul edilmesi arasında belirgin bir fark vardı. Bu düzen, gündelik bir anlaşmazlığın çözümünde bile topluluk kimliğinin etkisini gösterir. 5
Akka’da ise 13. yüzyılda Yahudi nüfusu büyüdü; göçmenler büyük ölçüde Avrupa kökenliydi. Aynı dönemde kent, Haçlı başkenti ve ticaret merkezi olarak faaliyet gösteriyordu. Dolayısıyla 1099 Kudüs’ündeki katliamla 13. yüzyıl Akka’sındaki nüfus artışı, farklı bağlamlarda değerlendirilmelidir. Tarih, şehir ve topluluk değiştikçe, karşılaşılan ilişkinin niteliği de değişebiliyordu. 6
Kaleler, limanlar ve deniz bağlantıları devletlerin devamını nasıl sağladı?
John H. Pryor, 12. ve 13. yüzyıllardaki devamlılıkta denizden gelen kaynakları belirleyici görür. Batı’dan sürekli yenilenen insan ve mali kaynaklar, Haçlı devletlerinin ayakta kalmasını destekliyordu. Kudüs’ün 1099’da alınmasından kısa süre sonra hacıların çoğu da denizden gelmeye başladı. Bunların arasında hem silahsız hacılar hem savaşmaya gelen silahlı hacılar bulunuyordu. 7
Kıyıyla iç bölgeler arasındaki bağlantı, Krak des Chevaliers kalesinin konumunda somutlaşır. Kale, Tartus limanıyla Humus arasındaki güzergâhta yaklaşık 650 metre yükseklikte bulunuyordu. Bu konumuyla kıyıyı iç bölgelere bağlayan Humus Geçidi’ni denetliyordu. Tartus, Humus ve kale birlikte düşünüldüğünde, savunmanın bir ulaşım güzergâhına nasıl bağlandığı görülür. 8
Krak des Chevaliers, 1142’de Hospitalier Tarikatı’na devredildi; sonrasında aşamalar hâlinde güçlendirildi. Bu inşa ve güçlendirme süreci, kalenin 1271’de Memlûklere geçmesine kadar devam etti. Dolayısıyla bugün görülen savunma düzeni, farklı aşamalarda gerçekleştirilen çalışmaların sonucunu yansıtır. Kalenin tarihi, askerî kurumların uzun süreli yapı faaliyetlerini de görünür kılar. 9
Komşu güçlerle savaşlar ve ittifaklar nasıl değişti?
1140’ta Şam yöneticisi Muînüddin Üner ile Kudüs Kralı Foulques, Zengî’ye karşı ittifak kurdu. Anlaşma, Frankların Şam’ı savunmasına yönelik bir düzenlemeyi de içeriyordu. Bu örnek, Şam ile Kudüs yönetimlerinin ortak bir rakibe karşı birleşebildiğini gösterir. Buna karşılık 1147–1149 İkinci Haçlı Seferi sırasında Haçlıların Şam’ı alma girişimi başarısız oldu. 10 11
Urfa’da çözülüşün başlangıcı, İmâdüddin Zengî’nin kenti 1144’te ele geçirmesiyle geldi. Bu kayıp, dört başlıca Haçlı devletinden ilkinin tasfiyesini başlatan kırılmaydı. Sonraki dönemin belirgin askerî dönüm noktası ise 4 Temmuz 1187’deki Hıttin yenilgisiydi. Selahaddin Eyyûbî, Kudüs Kralı Guy de Lusignan’ın ordusunu yendi ve kralı esir aldı. 2
Selahaddin Eyyûbî, Ekim 1187’de Kudüs’ü alarak 1099’da başlayan Latin egemenliğini sona erdirdi. Kudüs Krallığı’nın kraliyet yönetimi ise şehrin kaybından sonra Akka’da faaliyet gösterdi. 1189–1192 Üçüncü Haçlı Seferi sonunda Haçlılar, Akka’yı ve Kıbrıs’ı elde etmişti. Krallığın devamını izlerken Kudüs şehriyle Akka’daki yönetimi birlikte değerlendirmek bu nedenle gerekir. 11 2
II. Friedrich’in 1229 anlaşması Kudüs’ü Franklara geri verirken, Harem-i Şerif Müslüman denetiminde kaldı. 1244’te Hârizmliler Kudüs’ü yağmaladı; aynı yıl La Forbie’de başka bir ittifak yenildi. Franklarla Şam’ın kurduğu ittifakın karşısında, bu kez Mısır-Hârizm kuvvetleri bulunuyordu. Bu gelişmeler, Kudüs çevresinde savaşla anlaşmanın birbirini izlediğini somut tarihlerle gösterir. 2
Memlûk Sultanı Baybars, 1268’de Antakya’yı ele geçirerek prensliğin merkezini ortadan kaldırdı. Memlûkler 1289’da Trablusşam’ı aldı; böylece Trablus Kontluğu da merkezini kaybetti. Akka’nın 1291’de düşmesi, Levant anakarasındaki büyük Latin Haçlı merkezlerinin sonunu getirdi. Urfa, Antakya, Trablusşam ve Akka’nın kayıpları, farklı tarihlerde gerçekleşen bir çözülüş oluşturdu. 2
Kısa kronoloji
Kuruluşlardan Akka’nın düşüşüne uzanan başlıca aşamalar, aşağıdaki tarih sırasıyla takip edilebilir. Urfa’nın 1144’te kaybı, merkezlerin farklı zamanlarda el değiştirdiği sürecin başlangıç noktasıdır. 1 2
- 1098 Urfa Kontluğu ve Antakya Prensliği kuruldu.
- 1099 Kudüs alındı; Kudüs Krallığı kuruldu.
- 1109 Trablusşam alındı; kontluk merkezine kavuştu.
- 1140 Şam ve Kudüs yönetimleri Zengî’ye karşı ittifak yaptı.
- 1142 Krak des Chevaliers, Hospitalier Tarikatı’na devredildi.
- 1144 Zengî, Urfa’yı ele geçirdi.
- 1147–1149 İkinci Haçlı Seferi’nde Şam’ı alma girişimi başarısız oldu.
- 1187 Hıttin yenilgisini Selahaddin’in Kudüs’ü alması izledi.
- 1189–1192 Üçüncü Haçlı Seferi sonunda Akka ve Kıbrıs elde edildi.
- 1229 Kudüs, anlaşmayla Franklara geri verildi.
- 1244 Kudüs yağmalandı; Frank-Şam ittifakı La Forbie’de yenildi.
- 1268 Baybars, Antakya’yı ele geçirdi.
- 1271 Krak des Chevaliers, Memlûklere geçti.
- 1289 Memlûkler, Trablusşam’ı ele geçirdi.
- 1291 Akka düştü; anakaradaki büyük Latin merkezleri sona erdi.
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
Antakya Prensliği’nin Assizes of Antioch adlı hukuk metinleri, Ermenice çevirileriyle günümüze ulaştı. Bu çeviriler 13. yüzyıla aittir; Antakya hukukunun aktarımında Ermenicenin somut izini taşırlar. Urfa’daki yerli Hristiyan meclis üyeleriyle birlikte düşünüldüğünde, farklı toplulukların kurumsal hayattaki varlığı belirginleşir. 2
Franklar, el-Esârib çevresindeki köylerin yönetimini Müslüman Hamdan bin Abdürrahim’e verdi. Hamdan bin Abdürrahim, 1068–1147 yılları arasında yaşamıştı; görevi yerel idari işbirliğinin örneğiydi. Bu köyler, Latin yönetimi altında Müslüman bir kişinin idari görev üstlenebildiğini gösterir. 12
İbn Cübeyr, 1183–1185 seyahatini anlatırken savaş sırasında da süren ticari geçişleri kaydetti. Müslüman tüccarlar Şam’dan Akka’ya, Hristiyan tüccarlar ise Müslüman topraklarına geçebiliyordu. Siz gündelik alışverişin arkasındaki ulaşım bağlantılarını düşündüğünüzde, Şam-Akka hattını daha kolay kavrayabilirsiniz. İbn Cübeyr’in aktardığı örnekte savaş sürüyor, tüccarların karşılıklı geçişleri de devam ediyordu. 11
Krak des Chevaliers’in iç içe iki sur kuşağı, savunmanın fiziksel ölçeğini gösterir. Düzen, en uzun eksende 300, en geniş eksende 140 metreye ulaşır. Akka’da ise 1104–1291 döneminin Haçlı yapıları, sonraki şehrin altında önemli ölçüde korunmuştur. Üstlerindeki Osmanlı kentinin 18. ve 19. yüzyıl dokusu, farklı dönemleri aynı yerde buluşturur. 9 13
Sık sorulan sorular
Dört başlıca Haçlı devleti hangileriydi?
Bunlar Urfa Kontluğu, Antakya Prensliği, Kudüs Krallığı ve Trablus Kontluğu olarak sıralanır. Merkezleri, 1098–1109 arasında Urfa, Antakya, Kudüs ve Trablusşam’da şekillendi.
Kudüs Krallığı, Kudüs kaybedildiğinde sona erdi mi?
Selahaddin Eyyûbî’nin Kudüs’ü aldığı 1187 yılından sonra kraliyet yönetimi Akka’da faaliyet gösterdi. Krallık, Kudüs şehrini kaybetmesine rağmen 1291’e kadar varlığını sürdürdü.
İlk kaybedilen Haçlı merkezi hangisiydi?
Dört başlıca devlet arasında ilk kırılma, Zengî’nin 1144’te Urfa’yı ele geçirmesiydi. Bu olay, Urfa Kontluğu’nun tasfiyesini başlatan aşama oldu.
Haçlı devletlerinin anakaradaki sonunu hangi olay getirdi?
Akka’nın 1291’de Memlûklere düşmesi, Levant anakarasındaki büyük Latin Haçlı merkezlerinin sonunu getirdi. Bundan önce Antakya 1268’de, Trablusşam ise 1289’da Memlûklerin eline geçmişti.
Kaynaklar
- Vikipedi — Haçlı devletleri tr.wikipedia.org
- Wikipedia — Crusader states en.wikipedia.org
- Cambridge Core — The Crusades, the Latin East and Medieval History-Writing: An Introduction cambridge.org
- The Metropolitan Museum of Art — Jerusalem 1000–1400: Exhibition Galleries metmuseum.org
- Mathieu Tillier — Dispute Settlement in the Medieval Islamic East pil.law.harvard.edu
- The Metropolitan Museum of Art — Jerusalem 1000–1400, Martin Jacobs: Jewish-Muslim Encounters in the Holy Land resources.metmuseum.org
- Cambridge University Press — The twelfth and thirteenth centuries: the Crusader states cambridge.org
- Museum With No Frontiers — Crac des Chevaliers islamicart.museumwnf.org
- Fransa Kültür Bakanlığı — About the castle archeologie.culture.gouv.fr
- Michael A. Köhler — Alliances and Treaties between Frankish and Muslim Rulers in the Middle East edit.fis.uni-hamburg.de
- The Metropolitan Museum of Art — The Crusades (1095–1291) metmuseum.org
- Cambridge University Press — The Islamic countryside and food supplies to the Levantine crusader cities cambridge.org
- UNESCO Dünya Mirası Merkezi — Old City of Acre whc.unesco.org
Görsel: Map of the Crusader states and castles.png — MapKlimantas, CC BY 4.0






