Anglosaksonlar, bugünkü İngiltere’nin büyük bölümüyle güneydoğu İskoçya’da Eski İngilizce konuşan bir kültürel topluluktu. Siz onların kökeninde, Kuzey Denizi göçmenleriyle yerli Romano-Britanyalıların etkileşimini bulursunuz. Roma sonrası savaş önderlerinin oluşturduğu krallıklar, Æthelstan’ın 927’deki birleşmesiyle tek yönetim altında toplandı. [1][7][11]
Bir İngiliz sokağının adı, Viking yerleşimlerinin izini gündelik yaşamda hâlâ taşıyabilir. Nottingham’daki Fletcher Gate, böyle bir bağlantıyı Eski Norsçadan gelen sözcüğüyle görünür kılar. Siz bu yazıda göçleri, krallıkların oluşumunu ve birleşmeyi birbirine bağlayan gelişmeleri izleyeceksiniz. Yolun sonunda, 1066 Norman Fethi’nin yönetimi ve dil kullanımını nasıl değiştirdiğini de göreceksiniz. [15][13][14]
Angluslar, Saksonlar ve Jütler Britanya’ya nereden ve nasıl geldi?
Britanya’da Roma yönetimi yaklaşık 410’da sona ererken, ada ile kıta arasındaki bağlantılar zaten kurulmuştu. Sakson paralı askerler, daha önce Roma ordusunda Britanya’da görev almış askerler arasında bulunuyordu. Dolayısıyla 5. yüzyıldaki göçlerden önce de Kuzey Denizi’nin karşılıklı kıyılarını bağlayan askerî ilişkiler vardı. Göçler, bu eski bağlantıların bulunduğu bir coğrafyada yeni toplulukların oluşmasına eşlik etti. [2][5]
Bede’nin 731’de tamamladığı anlatı, Britanya’ya gelen toplulukları belirgin köken bölgeleriyle ilişkilendirir ve tarihlendirir. Onun aktardığına göre, 449’da gelen Angluslar Angeln’den, Saksonlar bugünkü Aşağı Saksonya’dan çıkmıştı. Jütlerin çıkış yeri ise aynı anlatıda Jutland olarak açık biçimde gösterilmişti. Ancak Bede, anlattığı gelişmelerden yüzyıllar sonra yazdığı için bu ayrımlar dikkatle değerlendirilmelidir. [4]
Arkeoloji, Anglus, Sakson ve Jüt adlarının kesin sınırlarından daha karmaşık bir nüfus gösterir. Bu yüzden Bede’nin sınıflandırmasını, bütün göçmenleri açıklayan değişmez bir kimlik haritası gibi düşünmeyin. Anglosakson adı, Anglus ve Sakson adlarını birleştirirken İngiliz adı Anglus adından türemiştir. Adların akrabalığı açıktır; topluluğun oluşumu ise Britanya’daki karşılaşmalar ve etkileşimlerle birlikte anlaşılır. [4][3][1]
Göçmenlerle Britanya’nın mevcut halkları nasıl etkileşti?
Roma yönetimi sona erdiğinde Britanya’da, göçmenlerin karşılaşacağı yerli Romano-Britanyalı topluluklar yaşamayı sürdürüyordu. Anglosakson kültürü, bu mevcut halklarla yeni gelenlerin zaman içindeki etkileşiminden doğdu. Bu nedenle Anglosakson kimliği, yalnızca kıtadan taşınmış ortak bir kökenle açıklanamaz. Eski İngilizce konuşan topluluğun oluşumunda, Britanya’da gelişen ilişkiler de tanımın bir parçasıdır. [1]
Göçün ölçeğine ilişkin tartışma, Britanya’daki bu dönüşümün nasıl gerçekleştiği sorusu etrafında şekillenir. Bir açıklama kitlesel nüfus hareketini, diğeri daha küçük bir göçmen grubunu öne çıkarır. İkinci açıklamada, Roma sonrası Britanyalıların göçmenlerin Cermen dilini ve yaşam biçimini benimsemesi belirleyicidir. Bu iki yaklaşım, aynı kültürel dönüşümün nüfus bakımından farklı yollarla gerçekleşebileceğini savunur. [4]
Nature’da 2022’de yayımlanan araştırma, İngiltere’den 278 kişi dâhil 460 eski bireyin genomunu inceledi. Sonuçlar, yalnızca küçük bir seçkin grubunun göçü açıklamasına karşı büyük ölçekli göçü destekledi. İncelenen doğu İngiltere bireylerinde kıtasal Kuzey Denizi kökeni, yüzde 76’ya varan düzeylerde modellendi. Siz bu oranı, araştırılan bireyler ve belirtilen bölgeyle birlikte değerlendirerek anlamlandırabilirsiniz. [6]
Bu bulgu, göçmenlerle yerli Romano-Britanyalıların etkileşiminden doğan kültürel topluluk tanımıyla birlikte okunabilir. Genom araştırması göçün büyüklüğüne ilişkin kanıt sunarken, Anglosakson tanımı kültürel oluşumu da kapsar. Böylece Kuzey Denizi’nden gelişlerle Britanya’daki toplumsal etkileşim, aynı tarihsel anlatıda birlikte yer bulur. [1][6]
Ayrı krallıklar nasıl birleşerek İngiltere’yi oluşturdu?
Roma sonrasında savaş başarısı, önderlerin küçük topluluklar üzerindeki güçlerini artırmalarına yardım ediyordu. Önderler, maiyetlerine dağıttıkları değerli hediyelerle çevrelerindeki bağlılığı besliyor ve toplulukları bir araya getiriyordu. Northumbria, Mercia ve Wessex gibi krallıklar, bu küçük toplulukların birleşmesiyle ortaya çıktı. Krallıkların kuruluşunda, askerî başarıyla değerli eşyaların dağıtılması arasındaki ilişki böylece görünür hâle gelir. [7]
Yaklaşık 650–800 döneminde Kent, Mercia, Northumbria, East Anglia, Essex, Sussex ve Wessex başlıca krallıklardı. Bu krallıklar arasında üstünlüğü elinde tutan güç, dönem boyunca aynı kalmadı. Northumbria’nın 7. yüzyıldaki üstünlüğünü, Midlands merkezli Mercia’nın yükselişi ve bölgedeki güçlenmesi izledi. Mercia, özellikle 757–796 arasında hüküm süren Offa döneminde daha güçlü bir konuma ulaştı. [5][8]
Viking Büyük Ordusu’nun 865’te gelişi, krallıklar arasındaki güç tablosunu seferler sonucunda değiştirdi. Northumbria, Mercia ve East Anglia çökerken, Wessex mücadeleyi sürdüren krallık olarak kaldı. Wessex Kralı Alfred, 878 Edington Muharebesi’nde Viking ordusunu yenerek askerî başarı kazandı. Alfred, 871–899 arasındaki hükümdarlığında burh adı verilen tahkimli merkezlerden oluşan savunma ağını geliştirdi. [8][5]
Birleşmeye uzanan genişleme, 910’lu yıllardan itibaren Yaşlı Edward ile kız kardeşi Æthelflæd tarafından sürdürüldü. Mercialıların Hanımı unvanını taşıyan Æthelflæd, Humber’ın güneyindeki Danelaw topraklarının fethinde rol aldı. Ardından Æthelstan, 927’de ayrı krallıkları tek yönetimde birleştirerek ilk İngilizlerin Kralı kabul edildi. Böylece Alfred’in savunmayı güçlendirdiği Wessex’ten başlayan süreç, daha geniş bir krallığa ulaştı. [8][11]
Æthelstan, 937 Brunanburh Muharebesi’nde İskoç kralıyla Dublinli İskandinavların katıldığı ittifakı da yendi. Bu zafer, onun Britanya’da elde ettiği üstün konumu askerî bakımdan yeniden pekiştirdi. Dolayısıyla 927’deki birleşmeyi, ardından gelen mücadelelerden ayrı ve tamamlanmış bir son gibi görmeyin. [11]
Hristiyanlaşma ve Viking yerleşimleri toplumu nasıl değiştirdi?
Hristiyanlık, Roma Britanyası’nda 4. yüzyılda yerleşmiş ve Roma yönetiminden sonra da yaşamıştı. Britanyalı topluluklardaki bu devamlılık, 597’de Kent’e gönderilen Augustinus misyonundan önceye uzanır. Papa Büyük Gregorius’un gönderdiği Augustinus, Kent Kralı Æthelberht’i Hristiyanlığa geçirerek Canterbury’de manastır kurdu. Kralın eşi Frank prensesi Bertha ise bu misyondan önce zaten Hristiyandı. [9]
Hristiyanlaşma, farklı geleneklerin hangi uygulamalarda birleşeceği sorusunu da kralların gündemine açıkça taşıdı. Northumbria Kralı Oswiu, 664 Whitby Sinodu’nda Paskalya tarihinin hesaplanması konusunda karar verdi. İrlanda geleneği yerine Roma uygulamasını seçerek Northumbria için izlenecek yöntemi açıkça belirledi. [9]
Manastırlar, dinî yaşamın yanında yazı ve öğrenim faaliyetlerinin yürütüldüğü ortamlar da sağlıyordu. Wearmouth-Jarrow’da çalışan Bede, yaklaşık 731’de İngiliz Halkının Kilise Tarihi adlı eserini tamamladı. Yaşamı boyunca din, tarih, astronomi ve başka alanlarda yaklaşık 40 kitap yazdı veya çevirdi. Onun üretimi, bir manastırın öğrenim ortamında farklı konuların birlikte ele alınabildiğini gösterir. [10]
Vikinglerin 793’te Lindisfarne’deki Aziz Cuthbert kilisesine saldırısı, Avrupa’da yankı uyandıran erken akınlardandı. Daha sonra Alfred ile Guthrum arasındaki uzlaşma, kuzey ve doğu İngiltere’nin geniş bölümlerinde Viking hâkimiyetini tanıdı. Bu düzen Danelaw adıyla anılırken, Viking önderi Guthrum da Edington sonrasında Hristiyan olarak vaftiz edildi. Böylece Vikinglerle ilişkilerde askerî çatışma, bölgesel uzlaşma ve din değiştirme birlikte görülür. [2][8][5]
1066 Norman Fethi neden bir dönüm noktası kabul edilir?
Normandiya Dükü William, 14 Ekim 1066’da Hastings Muharebesi’nde Kral Harold’ın ordusunu yendi. Harold’ın öldürüldüğü bu savaşın ardından William, 25 Aralık 1066’da İngiltere kralı olarak taç giydi. Bu tarihler, askerî zaferle krallık tacının elde edilmesi arasındaki sıralamayı açıkça gösterir. [12]
Fetih sonrasında mevcut yönetici seçkinlerin büyük bölümü, Norman-Fransız soylularıyla yer değiştirmiş oldu. Yeni iktidar, ülke üzerindeki denetimini sağlamlaştırmak amacıyla kaleler inşa ederek yönetimini güçlendirdi. Böylece 1066’nın etkisi, kralın kimliğinin yanında yönetici kadrolarında ve iktidarın yerleşmesinde görüldü. [13]
Dil kullanımı da fetih sonrasında yönetim, kilise ve halk arasında farklılaştı. Fransızca, yönetimde ve büyük toprak sahipleri arasında kullanılan dil hâline geldi. Latince kilisede ve hukuk kayıtlarında kullanılırken, halkın konuşma dili İngilizce olarak kaldı. Siz 1066’yı değerlendirirken, yönetimdeki değişimle konuşulan İngilizcenin devamlılığını birlikte göz önünde bulundurabilirsiniz. [14]
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
Kuzey Denizi’ni teknelerle geçen göçmenlerin Britanya yolculukları, her zaman tek yönlü değildi. Bazıları kıtaya dönüyor, ardından ailelerinin başka üyelerini de Britanya’ya getirebiliyordu. Bu gidiş gelişler, göçü tek bir varış anından daha uzun bir süreç olarak gösterir. [4]
Antik DNA araştırması, silahlarla gömülen erkeklerin kökeni hakkında dikkat çekici bir sonuç verdi. Bu erkeklerin göçmen kökenli olma olasılığı, yerel kökenli olma olasılığından yüksek çıkmadı. Dolayısıyla mezardaki silah, araştırılan erkeklerde göçmen kökenini kendiliğinden gösteren bir işaret değildi. [6]
Gündelik hayat bağlantısını görmek için Nottingham’daki Fletcher Gate adını yeniden düşünebilirsiniz siz. Buradaki gate, kapı anlamından değil, Eski Norsçadaki gata sözcüğünden gelir ve sokak anlamındadır. Böylece bugün kullanılan bir sokak adı, Viking yerleşimleriyle dil üzerinden bağlantı kurar. [15]
Æthelstan döneminde alışverişin büyük ölçüde burh merkezleriyle sınırlandırılması, kent yaşamını teşvik ediyordu. Para düzenlemeleri ise gümüş ağırlığını denetlemeyi ve sahteciliği cezalandırmayı amaçlayan hükümler içeriyordu. Alışveriş yaptığınız yeri ve ödemenin güvenilirliğini düşünürken, bu düzenlemeler size tanıdık gelebilir. [11]
Suffolk’taki 7. yüzyıl Sutton Hoo gemi mezarında, ahşaplar 1939 kazısına kadar korunmamıştı. Buna rağmen kumdaki izler ve demir perçinler, yaklaşık 27,3 metrelik geminin biçimini gösterdi. Çam katranı sanılan siyah parçaların 2016’da yayımlanan analizleri ise bunların Orta Doğu kökenine işaret eden özellikler taşıyan bitüm olduğunu gösterdi. Bu ayrıntı, mezardaki küçük bir malzemenin bile yorumları nasıl değiştirebildiğini somutlaştırır. [16]
Kısa kronoloji
Yaklaşık 410 ile 1066 arasındaki dönem, aşağıdaki gelişmelerin birbirini izlediği tarihsel çerçeveyi oluşturur. [2]
- Yaklaşık 410 Britanya’da Roma yönetimi sona erdi. [2]
- 597 Papa Büyük Gregorius, Augustinus’u Kent’e gönderdi. [9]
- Yaklaşık 650–800 Kent, Mercia, Northumbria, East Anglia, Essex, Sussex ve Wessex öne çıktı. [5]
- 664 Whitby’de Northumbria için Roma’nın Paskalya hesaplaması benimsendi. [9]
- 731 Bede, İngiliz Halkının Kilise Tarihi’ni tamamladı. [10]
- 757–796 Offa, Mercia’da hüküm sürdü. [8]
- 793 Vikingler Lindisfarne’ye saldırdı. [2]
- 865 Viking Büyük Ordusu geldi. [8]
- 878 Alfred, Edington’da Viking ordusunu yendi. [5]
- 910’lu yıllardan itibaren Edward ve Æthelflæd, Humber’ın güneyindeki Danelaw topraklarını fethetti. [8]
- 927 Æthelstan, ayrı krallıkları tek yönetimde birleştirdi. [11]
- 937 Æthelstan, Brunanburh Muharebesi’ni kazandı. [11]
- 14 Ekim 1066 William, Hastings’te Harold’ın ordusunu yendi. [12]
- 25 Aralık 1066 William, İngiltere kralı olarak taç giydi. [12]
Sık sorulan sorular
Anglosaksonlar tek bir halk mıydı?
Anglosaksonlar, göçmenlerle yerli Romano-Britanyalıların etkileşiminden doğan, Eski İngilizce konuşan bir kültürel topluluktu. Anglus, Sakson ve Jüt ayrımı, Bede’nin anlatısında arkeolojinin gösterdiğinden daha kesin görünür.
Başlıca Anglosakson krallıkları hangileriydi?
Yaklaşık 650–800 döneminde Kent, Mercia, Northumbria, East Anglia, Essex, Sussex ve Wessex öne çıkıyordu. Üstünlük zamanla Northumbria’dan Mercia’ya geçti; Viking fetihlerinden sonra Wessex mücadeleyi sürdürdü.
İngiltere’yi Alfred mi birleştirdi?
Alfred, 878 Edington zaferi ve tahkimli merkezleriyle Wessex’in savunmasını güçlendirdi. Ayrı krallıkları 927’de tek yönetimde birleştiren hükümdar ise Æthelstan oldu.
1066’dan sonra İngilizce konuşulmaya devam edildi mi?
Norman Fethi sonrasında halkın konuşma dili İngilizce olarak kalmaya devam etti. Fransızca yönetimde ve büyük toprak sahipleri arasında, Latince kilisede ve hukuk kayıtlarında kullanıldı.
Kaynaklar
- Wikipedia — Anglo-Saxons en.wikipedia.org
- English Heritage — Early Medieval England english-heritage.org.uk
- Vikipedi — Anglosaksonlar tr.wikipedia.org
- Our Migration Story — The Anglo-Saxon invasion and the beginnings of the ‘English’ ourmigrationstory.org.uk
- Historical Association — Anglo-Saxons: a brief history history.org.uk
- Nature — The Anglo-Saxon migration and the formation of the early English gene pool nature.com
- English Heritage — Early Medieval: Power and Politics english-heritage.org.uk
- English Heritage — Introduction to Early Medieval England english-heritage.org.uk
- English Heritage — Early Medieval: Religion english-heritage.org.uk
- Durham Cathedral — The Venerable Bede durhamcathedral.co.uk
- The Royal Family — Athelstan royal.uk
- English Heritage — History of Battle Abbey and Battlefield english-heritage.org.uk
- Kent Historic Environment Record — Medieval Kent heritage.kent.gov.uk
- London Museum — How the Norman conquest changed London londonmuseum.org.uk
- University of Nottingham — Arrival and Settlement nottingham.ac.uk
- PLOS ONE — Identification, Geochemical Characterisation and Significance of Bitumen journals.plos.org
Görsel: Harold godwinson, Late anglo-saxon warriors, Hastings 1066.png — Rowyn flowerdew, CC0






