Aksum hükümdarı Ezana’nın sikkelerinde, dördüncü yüzyıl ortalarındaki Hristiyanlaşmayı gösteren haç işaretleri bulunur. Etiyopya Ortodoks Tewahedo Kilisesi, Ezana’nın Hristiyanlığı benimsemesi ve Frumentius’un Athanasios tarafından piskopos olarak takdis edilmesiyle kurumsallaştı. İskenderiye bağlantısıyla gelişen kilise, 1948 ve 1951 aşamalarının ardından 1959’da kendi patriğine kavuştu. [1][3]
Siz bu yazıda Aksum’daki başlangıcı, Tewahedo öğretisini ve otosefalliğe geçişin aşamalarını öğreneceksiniz. Bir sikke, Ge’ez elyazması veya manastır, bu tarihin farklı yönlerini görünür kılar. Gündelik hayatta kullandığınız paralar gibi, Ezana’nın sikkeleri de üzerlerindeki işaretlerle mesaj taşır. Burada haç, hükümdarlığın Hristiyanlığı benimsemesini izleyebildiğimiz maddi kanıtlar arasında yer alır. [1][2]
Frumentius ve Kral Ezana döneminde Hristiyanlık nasıl yerleşti?
Aksum Krallığı, Kızıldeniz üzerinden Hindistan ile Roma İmparatorluğu’nu bağlayan ticaret güzergâhları üzerindeydi. Frumentius’un hikâyesi de deniz yolculuğu ve farklı toplulukların karşılaşması çevresinde anlatılır. Rufinus ve Sokrates Scholastikos’un kilise tarihlerinde, onun Sur kökenli olduğu belirtilir. Anlatıya göre Frumentius, denizde yaşanan felaketin ardından Aksum sarayına götürülmüştü. [2]
Frumentius, Aksum’da Hristiyan Romalı tüccarlarla ilişki kurarak mevcut bir çevreyle temas etti. Bu anlatıda saray, ticaret ve dinî ilişkiler aynı kişinin hayatında buluşur. Aksum’un ticaret bağlantıları, Hristiyanlığın ulaştığı ortamı anlamanız için somut bir çerçeve sunar. Ancak Frumentius’un yolculuğunun ayrıntıları, Rufinus ve Sokrates Scholastikos’un aktardığı anlatı olarak değerlendirilmelidir. [2]
Devlet düzeyindeki benimseme, Ezana’nın dördüncü yüzyıl ortalarında Hristiyanlığa geçişine dayanır. Ezana döneminin sikkelerinde görülen haçlar, bu değişimin maddi kanıtları arasındadır. Böylece hükümdarın dinî tercihi, dolaşıma giren paraların üzerinde de iz bırakmıştır. Siz Aksum’un Hristiyanlaşmasını incelerken, yazılı anlatılarla bu sikkeleri birlikte değerlendirebilirsiniz. [1]
Frumentius’un piskoposluğu ise Etiyopya Kilisesi’nin İskenderiye bağlantısının başlangıcını görünür kılar. Dördüncü yüzyılda İskenderiye Patriği Athanasios, onu Etiyopya’nın ilk piskoposu olarak takdis etti. Etiyopyalı inananlar Frumentius’u, Abba Salama Kassate Berhan adıyla da anar. Bu ad, “Barışın Babası ve Işığı Açığa Çıkaran” anlamını taşır. [3][4]
Etiyopya’daki Hristiyanlığın erken izleri, Beta Samati bazilikasında da görülür. Araştırmacılar, iki ayrı tabakadan alınan tarım bitkisi tohumlarına radyokarbon tarihlemesi uyguladı. Elde edilen veriler, bazilikanın en erken kullanımını milattan sonra dördüncü yüzyıla yerleştirdi. Böylece erken Hristiyanlık için sikke ve kilise yapısı gibi farklı kanıtlar bulunur. [1][5]
Tewahedo ne demek ve Kadıköy Konsili ile ayrılığın konusu neydi?
Tewahedo, Ge’ez dilinde “bir kılınmış” veya “birleşmiş” anlamına gelen bir sözcüktür. Kilisenin adındaki bu ifade, Mesih’in insanlığı ile tanrılığının birliğini anlatır. Dolayısıyla Tewahedo, yalnızca Etiyopya’ya işaret eden bir adlandırmadan fazlasını içerir. Sözcük, kilisenin Mesih hakkındaki öğretisini adının içinde açıkça görünür kılar. [6]
451 Kadıköy Konsili’nin inanç tanımı, Mesih’i tek kişi içinde iki tabiatta tanır. Metin, bu tabiatların karışmadan, değişmeden, bölünmeden ve ayrılmadan bulunduğunu ifade eder. Konsilin tanımını okurken, hem tek kişi hem iki tabiat vurgusuyla karşılaşırsınız. Ayrılığın öğretisel konusu, Mesih’in insanlığı ve tanrılığının nasıl ifade edileceğidir. [7]
Etiyopya Kilisesi, Kadıköy Konsili’nin öğretisini kabul etmeyen Oryantal Ortodoks kiliseleri arasındadır. Bu nedenle Tewahedo adını anlamak, kilisenin hangi geleneğe bağlı olduğunu da açıklar. 451 tarihi, bu öğretisel ayrılığın anlaşılmasında başvurulan temel dönüm noktasıdır. Ancak kilisenin Aksum’daki başlangıcı, Kadıköy Konsili’nden önceki dördüncü yüzyıla uzanır. [1][8]
Terminoloji konusunda, Etiyopya Kilisesi için kullanılan iki farklı ifadeyi ayırmak gerekir. Öğreti bazen “monofizit” diye adlandırılsa da kilise “miafizit” tanımını benimser. Bu kullanım, Mesih’in insanlığı ile tanrılığını birleşmiş kabul eden anlayışı ifade eder. Siz bu terimlerle karşılaştığınızda, Tewahedo sözcüğündeki birlik vurgusunu hatırlayarak okuyabilirsiniz. [8]
Kilise geleneği, yaklaşık 480’de gelen Dokuz Aziz’i de bu öğretisel çevreyle ilişkilendirir. Roma, Konstantinopolis ve Suriye kökenli bu din adamları, Kadıköy öğretisine karşı çıkıyordu. Etiyopya’ya gelişleri, gelenekte manastırların yayılması ve dinî çevirilerle birlikte anlatılır. Böylece Kadıköy tartışması, Etiyopya tarihinde manastır ve metin aktarımıyla da kesişir. [6]
Etiyopya Kilisesi İskenderiye’ye bağlılıktan 1959’da otosefalliğe nasıl geçti?
Frumentius’tan sonraki uzun dönem boyunca kilisenin hiyerarşik başkanları Mısır’dan gönderildi. Bu uygulama, Etiyopya’daki kilise yönetiminin İskenderiye bağlantısı üzerinden sürmesini sağladı. Dolayısıyla İskenderiye ilişkisi, yalnızca ilk piskoposun takdisiyle sınırlı kalmadı. Kilisenin başındaki kişilerin belirlenmesi de bu uzun süreli bağlantının parçasıydı. [3]
1881’de Etiyopya’ya dört Mısırlı piskopos gönderilerek kilise hiyerarşisi yeniden güçlendirildi. Bu olay, Mısır bağlantısının yakın dönemlere kadar devam ettiğini gösterir. Daha sonraki değişim ise Etiyopyalı din adamlarının hiyerarşideki konumuyla somutlaştı. Bu süreçte 1948 anlaşması ve piskopos takdisleri ayrı adımlar oluşturdu. [3][6]
İmparator Haile Selassie’nin desteklediği Kıptî-Etiyopya anlaşması, 1948’de yeni bir yol açtı. Anlaşmaya göre Metropolitan Qerillos’tan sonra Etiyopyalı bir metropolit seçilebilecekti. Aynı yıl beş Etiyopyalı piskoposun takdis edilmesi, bu sürecin başka bir adımıydı. Kilisenin kendi tarihçesi, takdisleri özerkliğin tanınmasının başlıca aşamaları arasında gösterir. [3][6]
Abuna Basilios, 1948’de takdis edilen beş Etiyopyalı piskopos arasında yer alıyordu. Basilios’un 1951’de başpiskopos olması, kilisenin kendi tarihçesinde sonraki aşamayı oluşturur. Böylece 1948 ile 1951, farklı görev ve yetkilerle bağlantılı tarihlerdir. Bu ayrım, bağımsızlaşmayı tek olay üzerinden okumaktan daha açıklayıcı bir sıralama sağlar. [3]
1959’da Kıptî Patriği VI. Kiril, Basilios’u Etiyopya’nın ilk patriği yaptı. Kilisenin kendi patriğine sahip olduğu otosefal yapı böylece kurulmuş oldu. Etiyopya Kilisesi, İskenderiye Kıptî Kilisesi ve diğer Oryantal Ortodoks kiliseleriyle birliğini sürdürdü. Dolayısıyla 1959’daki idari bağımsızlık, mevcut kilise birliğinin sona ermesi anlamına gelmedi. [8]
Tarihlemede dikkat gerektiren bir farklılık, Dünya Kiliseler Konseyi’nin tanıtım sayfasında bulunur. Bu sayfa, Etiyopya Kilisesi’nin otosefalliğini 1950 yılından başlatan bir ifade içerir. Kilisenin kendi tarihçesiyse 1948 ve 1951 aşamalarını, 1959’daki patriklikle tamamlar. Siz tarih sıralamasını kullanırken, patriklik düzeninin kuruluşunu 1959 olarak ayırt edebilirsiniz. [3][4]
Ge’ez dili ve manastırlar dinî kültürün aktarılmasını nasıl sağladı?
Dokuz Aziz’e atfedilen roller arasında, Etiyopya’da manastır geleneğini yaymak da bulunur. Kitab-ı Mukaddes’in ve dinî eserlerin Ge’ez diline çevrilmesi de onlarla ilişkilendirilir. Kilise geleneği, bu çalışmalarla dinî edebiyatın gelişmesini aynı çerçevede anlatır. Böylece Ge’ez, öğretinin yazılı metinlerle aktarılmasında kullanılan dil olarak karşımıza çıkar. [6]
Ge’ez, Etiyopya Kilisesi’nde ibadet dili olarak korunmayı sürdüren bir dildir. Dünya Kiliseler Konseyi, ayinlerin bazı bölümlerinin Amharca da icra edildiğini belirtir. Bu nedenle kilisenin dil geleneğini anlatırken, Ge’ez ile Amharcayı birlikte anmak gerekir. Ge’ez çevirilerinin tarihi ile ibadetteki kullanımı, aynı dilin farklı işlevlerini gösterir. [4][6]
Amhara’daki Dabra Hayq Estifanos, elyazması üretimiyle bağlantılı manastır örnekleri arasında yer alır. Bu tür manastırlar, resimli elyazmaları üreten yazı atölyeleriyle öğrenim merkezleri olarak çalıştı. Dolayısıyla manastırların faaliyetleri arasında, metinlerin hazırlanması ve öğrenim de bulunuyordu. Dabra Hayq Estifanos örneği, dinî kültürün aktarımını somut bir yere bağlar. [2]
1531–1543 arasındaki Adal saldırıları, kiliseler, kütüphaneler ve manastırlarda ağır kayıplara yol açtı. Bazı erken eserler ise uzak ve erişilmesi güç manastırlarda korunabildi. Bu yüzden günümüze ulaşan eserleri değerlendirirken, üretildikleri yer kadar korunma koşulları da anlamlıdır. Etiyopya’nın elyazması tarihi, bu yıkım ve korunma deneyimini birlikte içerir. [2]
Kısa kronoloji
Aksum’daki başlangıç ile 1959’daki patriklik arasında, birbirinden farklı gelişmeler yer alır. Aşağıdaki sıralama, arkeolojik bulguları, öğretisel ayrılığı ve yönetim değişikliklerini birlikte izlemenizi sağlar. Yaklaşık 480 tarihi ise Dokuz Aziz hakkındaki kilise geleneğine dayanır. [1][3][5][6][7]
- Dördüncü yüzyıl: Athanasios, Frumentius’u Etiyopya’nın ilk piskoposu olarak takdis etti. [3]
- Dördüncü yüzyıl ortaları: Ezana Hristiyanlığı benimsedi; döneminin Aksum sikkelerinde haç görüldü. [1]
- Dördüncü yüzyıl: Radyokarbon verileri, Beta Samati bazilikasının en erken kullanımını bu döneme yerleştirir. [5]
- 451: Kadıköy Konsili, Mesih’in tek kişi içinde iki tabiatta tanınmasını öngören tanımı kabul etti. [7]
- Yaklaşık 480: Kilise geleneğine göre Dokuz Aziz Etiyopya’ya gelerek manastır ve çeviri çalışmalarına katkı sağladı. [6]
- 1531–1543: Adal saldırıları sırasında kiliseler, manastırlar ve kütüphaneler ağır kayıplar verdi. [2]
- 1881: Etiyopya’ya gönderilen dört Mısırlı piskopos, kilise hiyerarşisini yeniden güçlendirdi. [3]
- 1948: Kıptî-Etiyopya anlaşması yapıldı ve beş Etiyopyalı piskopos takdis edildi. [3][6]
- 1951: Abuna Basilios, piskoposluk görevinden sonra kilisenin başpiskoposu oldu. [3]
- 1959: Basilios’un ilk patrik olmasıyla Etiyopya’nın otosefal patriklik düzeni kuruldu. [3][8]
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
Beta Samati’deki erken Hristiyan bazilikası, 18,7 × 12,4 metre ölçülerindeydi. Yapı, üç bölümlü planıyla arkeolojik araştırmada tanımlanan somut bir ibadet mekânıdır. Tohumların radyokarbon tarihlemesi, bu yapının erken kullanımını dördüncü yüzyıla yerleştirir. Ölçüler ve tarihleme birlikte, erken Hristiyanlığın maddi görünümünü ortaya koyar. [5]
Bazilikanın doğu duvarı dışında bulunan taş kolye, başka türden bir iz taşır. Kolyede haçın yanında, Ge’ez dilinde olduğu değerlendirilen işaretler de bulunur. Araştırmacılar bu işaretler için “saygıdeğer haç” okumasını önerir; yorum kesinleştirilmiş değildir. Siz kolyeyi incelerken, nesnenin kendisiyle önerilen yazıt okumasını ayrı değerlendirebilirsiniz. [5]
Etiyopya manastırlarında elyazması üretimi, keşişin ruhani eğitiminin önemli bir parçası sayılıyordu. Dolayısıyla metin hazırlamanın zahmetli çalışması, manastır hayatında dinî bir anlam da taşıyordu. Dabra Hayq Estifanos gibi merkezlerin yazı atölyeleri, bu üretimin kurumsal ortamını gösterir. Bir elyazmasına bakarken, resimler kadar onu hazırlayan keşişin emeğini de düşünebilirsiniz. [2]
Kuzey ve orta Etiyopya yaylalarında, kilise arazileri doğal çevreyle de ilişkilidir. Kutsal kabul edilen kilise ve manastır arazileri, yerli orman biyolojik çeşitliliğini koruyan alanlardandır. Bunlar, söz konusu çeşitliliğin korunduğu az sayıdaki alan arasında yer alır. Böylece Etiyopya’daki dinî mekânların hikâyesi, metinlerin yanında ağaçları da kapsar. [1]
Sık sorulan sorular
Etiyopya Ortodoks Tewahedo Kilisesi ne zaman doğdu?
Kilisenin kurumsallaşması, Aksum hükümdarı Ezana’nın dördüncü yüzyıl ortalarında Hristiyanlığı benimsemesine dayanır. Aynı yüzyılda Frumentius, İskenderiye Patriği Athanasios tarafından Etiyopya’nın ilk piskoposu olarak takdis edildi.
Tewahedo ne anlama gelir?
Tewahedo, Ge’ez dilinde “bir kılınmış” veya “birleşmiş” anlamına gelir. Mesih’in insanlığı ile tanrılığının birliğini ifade eden bu ad, kilisenin öğretisini yansıtır.
Etiyopya Kilisesi 1959’da İskenderiye’den tamamen koptu mu?
1959’da Basilios’un ilk patrik olmasıyla kilisenin kendi patriğine sahip olduğu otosefal düzen kuruldu. Etiyopya Kilisesi, İskenderiye Kıptî Kilisesi ve diğer Oryantal Ortodoks kiliseleriyle kilise birliğini sürdürdü.
Otosefallik için neden hem 1950 hem 1959 tarihi veriliyor?
Dünya Kiliseler Konseyi’nin tanıtım sayfası otosefalliği 1950’den başlatır. Kilisenin kendi tarihçesi ise 1948 ve 1951 aşamalarını, 1959’da Basilios’un patrik olmasıyla tamamlar.
Ge’ez dili bugün de ibadette kullanılıyor mu?
Etiyopya Kilisesi, Ge’ez dilini ibadet dili olarak korumaktadır. Dünya Kiliseler Konseyi, ayinlerin bazı bölümlerinin Amharca da icra edildiğini belirtir.
Kaynaklar
- UCL — Christian Art and Faith in the Ethiopian Empire ucl.ac.uk
- The Metropolitan Museum of Art — African Christianity in Ethiopia metmuseum.org
- Etiyopya Ortodoks Kilisesi — The Hierarchy ethiopianorthodox.org
- Dünya Kiliseler Konseyi — Ethiopian Orthodox Tewahedo Church oikoumene.org
- Antiquity — Beta Samati: discovery and excavation of an Aksumite town cambridge.org
- CNEWA — The Ethiopian Orthodox Tewahedo Church cnewa.org
- New Advent — Council of Chalcedon newadvent.org
- English Wikipedia — Ethiopian Orthodox Tewahedo Church en.wikipedia.org
Görsel: Ethiopian Orthodox Church.jpg — Zol87 from Chicago, Illinois, USA, CC BY-SA 2.0






