Cumhuriyet · 1923 –

İstanbul’un İşgali: 13 Kasım 1918’den Millî Mücadele’ye

İtilaf donanması İstanbul önlerine geldiğinde, Mustafa Kemal Paşa da aynı gün şehre ulaştı. İstanbul'un işgalinden Ankara'da Meclisin açılışına ve 1923 tahliyesine uzanan süreci öğrenin.

8 dk okuma11 kaynakYayın: 4 Kasım 2026Son kontrol: 4 Kasım 2026
Köküne Kadar TV editörlüğüKaynak ilkemiz
İstanbul'un İşgali: 13 Kasım 1918'den Millî Mücadele'ye
Occupation of Istanbul Seyhun Binzet Koleksiyonu 2.jpg

İtilaf donanmasının İstanbul’a geldiği gün, Mustafa Kemal Paşa da Adana’dan şehre ulaştı. Siz bu yazıda, 13 Kasım 1918’den Millî Mücadele’ye uzanan işgal sürecini öğreneceksiniz. Aynı güne rastlayan bu gelişmeler, İstanbul tarihinin farklı hatlarını birlikte izlemeyi sağlıyor. Donanmanın gelişiyle Osmanlı başkenti, fiilen askerî işgal ve abluka altına alındı. [1][2]

İstanbul’un işgali anlatılırken, 13 Kasım 1918 ve 16 Mart 1920 tarihleri birlikte karşınıza çıkar. İlk tarih fiilî işgalin başlangıcını, ikinci tarih ise resmî işgali gösterir. Bu ayrım, Meclis-i Mebusanın çalışmalarını ve Ankara’da yeni meclis toplanmasını anlamayı kolaylaştırır. Galata’daki askerlerden Sultanahmet’teki mitinge kadar farklı olaylar, aynı sürecin parçalarını oluşturur. [1][2][5][6]

İstanbul’un işgali 13 Kasım 1918’de nasıl başladı?

Mondros Ateşkes Antlaşması, 30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı Devleti’nin savaştan çekilmesini sağladı. Birinci Dünya Savaşı’ndan çekiliş, İstanbul’un işgaline uzanan sürecin de başlangıcı oldu. İtilaf donanması, 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul önlerine gelerek başkenti abluka altına aldı. Bu gelişme, fiilî askerî işgalin başlangıcı oldu. [1]

Mustafa Kemal Paşa, donanmanın İstanbul’a ulaştığı gün Adana’dan gelerek başkente vardı. Böylece 13 Kasım 1918, onun İstanbul’a gelişiyle işgalin başlangıcını aynı tarihte buluşturdu. Bu eşzamanlılığı bilmek, Mustafa Kemal Paşa’nın gelişini olayların takviminde doğru yere yerleştirir. [1][2]

İstanbul’un 1918–1923 işgalindeki kuvvetler arasında Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve Yunanistan bulunuyordu. Bu nedenle işgal kuvvetlerinden söz ederken, bütün askerî varlığı tek devlete bağlamamak gerekir. Sonraki gelişmelerde İngiliz, Fransız ve İtalyan makamlarının adları farklı görevlerle karşımıza çıkar. Özellikle polis sorumluluğunun bölünmesi, bu devletlerin şehirdeki varlığını somut yerlerle ilişkilendirir. [3][4]

İşgal altındaki İstanbul’da denetim ve protesto nasıl yan yana geldi?

İstanbul’daki işgal, 1919 yılı boyunca askerî mevcudun yanında polis sorumluluğuna da yansıdı. Şehir, 10 Şubat 1919 tarihinde Fransız, İngiliz ve İtalyan sorumluluk bölgelerine ayrıldı. Bu paylaşımın ayrıntıları, işgalin mahalle ve semt ölçeğinde nasıl düzenlendiğini gösterir. İstanbul haritasında tarihî yarımada, Pera-Galata, Kadıköy ve Üsküdar böylece farklı sorumluluklarla eşleşti. [4]

İşgal altındaki başkentte, 23 Mayıs 1919 tarihinde Sultanahmet Mitingi de gerçekleştirildi. Halide Edip, İzmir’in işgaline karşı halkı mücadeleye çağıran isim olarak burada konuştu. Bu olay, İstanbul’daki gelişmelerin yalnız askerî denetim üzerinden okunamayacağını açıkça gösterir. Sultanahmet’teki çağrı, işgal altındaki başkent ile İzmir’e yönelik tepkiyi aynı meydanda buluşturdu. [5]

Zekeriya Türkmen’in araştırmasına göre, 5 Kasım 1919 itibarıyla işgal kuvvetleri 50.000’i aşmıştı. Bu sayı, İstanbul’daki İtilaf askerî varlığının ulaştığı büyüklüğü somut biçimde ortaya koyar. Sultanahmet Mitingi ile asker sayısı, işgalin birbirinden farklı iki boyutunu gösterir. Biri halkın mücadele çağrısını, diğeri başkentte bulunan askerî kuvvetlerin ölçeğini görünür kılar. [1][5]

Meclis-i Mebusan işgal altında hangi kararları aldı?

Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı, İstanbul fiilen işgal altındayken 12 Ocak 1920 tarihinde açıldı. Dolayısıyla meclisin açılışını, 16 Mart 1920 tarihindeki resmî işgalden önce değerlendirmek gerekir. Başkentteki askerî varlık sürerken meclis çalışmaları da bu zaman aralığında yürütüldü. Bu sıralama, işgalin farklı aşamalarını meclisin faaliyetleriyle birlikte takip etmeyi sağlar. [2][6]

Meclis-i Mebusan, 28 Ocak 1920 tarihindeki gizli toplantısında Misak-ı Millî’yi kabul etti. Ardından 17 Şubat 1920 tarihinde, kararların yabancı parlamentolara ve basına bildirilmesini kararlaştırdı. Kabul kararıyla dışarıya bildirim kararı, takvimde birbirinden ayrı iki aşama oluşturur. Siz bu tarihleri ayırdığınızda, Misak-ı Millî’nin kabulüyle duyurulmasını birbirine karıştırmadan izleyebilirsiniz. [2]

Ocak ve Şubat 1920 kararları, İstanbul’daki meclisin işgal sürecindeki faaliyetlerini somutlaştırır. Meclisin açılması, Misak-ı Millî’nin kabulü ve bildirim kararı, resmî işgalden önce gerçekleşti. Bu nedenle 16 Mart 1920, öncesindeki meclis çalışmalarından ayrı düşünülmemesi gereken bir dönemeçtir. Sonraki baskınlar ve tutuklamalar, aynı meclisin çalışmalarını sürdüremediği sürece uzanacaktır. [2][6]

16 Mart 1920’de ne oldu, Ankara’da Meclis nasıl toplandı?

İngiliz, Fransız ve İtalyan yüksek komiserleri, 16 Mart sabahı Sadrazam Salih Paşa’ya nota verdi. Notada İstanbul’un, 16 Mart 1920 tarihinde saat 10.00’dan itibaren işgal edileceği bildiriliyordu. Notanın eki, Harbiye ve Bahriye nezaretlerinin işgalini de açıkça öngörüyordu. Haberleşmenin kontrolü ve polisin sıkı denetimi, aynı düzenlemenin diğer başlıkları arasında bulunuyordu. [7]

İngiliz askerleri, 16 Mart 1920 işgali sırasında Şehzadebaşı Karakolu’na baskın düzenledi. Ayrıca Meclis-i Mebusana girerek, mecliste bulunan bazı milletvekillerini de aynı süreçte tutukladı. Böylece resmî işgal, karakol baskınıyla ve milletvekillerinin tutuklanmasıyla birlikte yaşanan bir gelişmeydi. Şehzadebaşı ile Meclis-i Mebusan, bu günün farklı müdahale noktalarını oluşturuyordu. [6]

İtilaf kuvvetleri, Mart 1920 beyannamesinde işgalin geçici olduğunu açıkça ileri sürüyordu. Ayrıca işgalin saltanatın gücünü artırmayı amaçladığını, aynı beyannamede kendi gerekçeleri olarak sunuyordu. Mustafa Kemal Paşa ise İstanbul’un işgalini haksız ve hükümsüz ilan etti. Bu açıklamalar, işgalin gerekçesi konusunda tarafların birbirinden farklı değerlendirmeler yaptığını gösterir. [6]

Meclis-i Mebusan, 18 Mart 1920 tarihinde son toplantısını yaparak çalışmalarına ara verdi. Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart tarihli genelgesiyle Ankara’da meclis için seçim yapılmasını istedi. Genelge, Ankara’da toplanacak bu meclisin olağanüstü yetkili olması yönündeki isteği de içeriyordu. İstanbul’daki meclis çalışmalarının kesilmesini, ertesi gün Ankara’ya yönelik seçim çağrısı izledi. [2]

Çalışmalarına ara veren Meclis-i Mebusan, 11 Nisan 1920 tarihinde padişah iradesiyle feshedildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi ise 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da açıldı. Çalışmalara ara verilmesiyle fesih kararının, farklı tarihlerde gerçekleştiğine burada dikkat etmek gerekir. İstanbul’dan Ankara’ya uzanan meclis sürecini, bu kararların sırası üzerinden takip edebilirsiniz. [2]

Kitaplara girmeyen ayrıntılar

Galata’ya 7 Şubat 1919 tarihinde çıkan İtalyan taburunda, 19 subay ve 740 asker bulunuyordu. Ertesi gün gelen 283 Carabinieri ise İstanbul’da polislik görevlerini üstleniyordu. Bu ayrıntı, askerî birliklerin gelişiyle polislik görevi arasındaki farkı somut biçimde gösterir. Galata’daki İtalyan varlığını anlatırken, tabur ile Carabinieri grubunu ayrı değerlendirmek gerekir. [4]

Polis sorumluluğu bakımından tarihî yarımada, 10 Şubat 1919 tarihinde Fransızlara ayrıldı. Aynı paylaşımda Pera-Galata İngilizlere, Kadıköy ve Üsküdar ise İtalyanlara bırakıldı. Siz bugün Galata’dan Kadıköy’e bir güzergâh kurarken, bu tarihsel ayrımı haritada takip edebilirsiniz. Gündelik bir semt yolculuğu, böylece işgal dönemindeki sorumluluk bölgelerini düşünmenin somut yoluna dönüşür. [4]

İstanbul’un 16 Mart 1920 işgalini Mustafa Kemal Paşa’ya bildirenlerden biri, Manastırlı Hamdi’ydi. Telgraf memuru olarak görev yapan Hamdi, işgal haberini ileten kişiler arasında bulunuyordu. Bu ayrıntı, haberleşmenin kontrolünü öngören işgal düzenlemesiyle birlikte daha anlaşılır hâle gelir. Denetlenmek istenen haberleşme ile işgal haberinin aktarılması, aynı günün bağlantılı iki unsurudur. [6][7]

İstanbul’da Karakol Cemiyeti, Felah Grubu ve Müdafaa-i Milliye Teşkilatı gibi gizli örgütler çalışıyordu. Bu örgütler, 1919–1922 Millî Mücadelesi sırasında Anadolu’ya subay, silah ve cephane sevk etti. Dolayısıyla İstanbul’un Millî Mücadele içindeki yerini, yalnız başkentteki siyasi gelişmelerle sınırlamamak gerekir. Anadolu’ya yapılan personel ve malzeme sevkiyatı, şehrin mücadeleyle kurduğu başka bir bağlantıydı. [8]

İstanbul polisleri ve MM Grubu mensupları, 21 Temmuz 1921 tarihinde Rami Kışlası’ndaki silah, mühimmat ve askerî malzemelerin gizlice Anadolu’ya kaçırılmasını birlikte sağladı. Rami Kışlası örneği, gizli sevkiyat faaliyetini belirli bir tarih ve mekâna bağlar. İstanbul’daki örgütlerin Anadolu’ya desteği, böylece genel bir anlatımın ötesinde somutlaşır. [9]

İşgal nasıl sona erdi, 6 Ekim neden anılıyor?

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’na bağlı tahliye düzenlemesi, İstanbul’un boşaltılmasını öngörüyordu. Tahliye düzenlemesi, antlaşmanın TBMM tarafından onaylanmasını izleyen altı haftayı esas alıyordu. İstanbul’un bu süre içinde boşaltılması öngörülüyor, tahliye için belirli bir takvim kuruluyordu. Böylece işgalin sona ermesi, antlaşmaya bağlı bir boşaltma düzenlemesiyle ilişkilendirildi. [10]

Mücahit Özçelik’in Belleten’deki araştırmasına göre, tahliye işlemleri 25 Ağustos 1923 tarihinde başladı. İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetleri, İstanbul’un tahliyesini 2 Ekim 1923 tarihinde tamamladı. Burada tahliyenin başlangıcıyla tamamlanmasını, birbirinden ayrı tarihler olarak takip etmek gerekir. Araştırmanın verdiği takvim, şehirden çekilişi başlangıç ve bitiş tarihleriyle birlikte gösterir. [11]

Şükrü Naili Paşa komutasındaki Üçüncü Kolordu, 6 Ekim 1923 tarihinde İstanbul’a girdi. Bu tarih, İstanbul’un kurtuluş günü olarak anılmaya başlayan askerî girişin tarihidir. Tahliyenin tamamlanması ile Türk birliklerinin şehre girişi, bu nedenle ayrı olaylardır. Siz 6 Ekim anmalarını değerlendirirken, tarihin doğrudan Üçüncü Kolordunun gelişiyle bağlantısını kurabilirsiniz. [11]

Kısa kronoloji

Aşağıdaki sıralama, 1918’deki ateşkesten 1923’teki askerî girişe uzanan başlıca gelişmeleri birleştirir. Özellikle Mart 1920 kararlarını sırayla okumak, İstanbul ile Ankara arasındaki gelişmeleri izlemeyi kolaylaştırır. [1][2][6][11]

  1. 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. [1]
  2. 13 Kasım 1918 İtilaf donanması geldi; İstanbul’un fiilî işgali başladı. [1]
  3. 23 Mayıs 1919 Sultanahmet Mitingi’nde İzmir’in işgaline karşı mücadele çağrısı yapıldı. [5]
  4. 12 Ocak 1920 Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı açıldı. [2]
  5. 28 Ocak 1920 Meclis-i Mebusan, Misak-ı Millî’yi kabul etti. [2]
  6. 17 Şubat 1920 Kararların yabancı parlamentolara ve basına bildirilmesi kararlaştırıldı. [2]
  7. 16 Mart 1920 Resmî işgal, Şehzadebaşı baskını ve milletvekili tutuklamaları gerçekleşti. [6]
  8. 18 Mart 1920 Meclis-i Mebusan çalışmalarına ara verdi. [2]
  9. 19 Mart 1920 Ankara’da meclis için seçim yapılması istendi. [2]
  10. 11 Nisan 1920 Meclis-i Mebusan padişah iradesiyle feshedildi. [2]
  11. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldı. [2]
  12. 21 Temmuz 1921 Rami Kışlası’ndan Anadolu’ya gizli malzeme sevkiyatı gerçekleştirildi. [9]
  13. 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması imzalandı. [10]
  14. 2 Ekim 1923 Belleten’deki araştırmaya göre İstanbul’un tahliyesi tamamlandı. [11]
  15. 6 Ekim 1923 Şükrü Naili Paşa komutasındaki Üçüncü Kolordu İstanbul’a girdi. [11]

Sık sorulan sorular

İstanbul 13 Kasım 1918’de mi, 16 Mart 1920’de mi işgal edildi?

İstanbul’un fiilî işgali, İtilaf donanmasının gelişiyle 13 Kasım 1918 tarihinde başladı. Bu süreç, 16 Mart 1920 tarihinde resmî işgale dönüştü.

Mustafa Kemal Paşa işgal başladığında İstanbul’da mıydı?

Mustafa Kemal Paşa, Adana’dan hareket ederek 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’a ulaştı. İtilaf donanması da aynı gün gelerek şehri fiilen işgal altına aldı.

İstanbul’un işgali Ankara’da Meclisin açılmasıyla nasıl bağlantılıydı?

Resmî işgalin ardından Meclis-i Mebusan, 18 Mart 1920 tarihinde çalışmalarına ara verdi. Mustafa Kemal Paşa ertesi gün Ankara’da meclis için seçim istedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da açıldı.

İstanbul’un kurtuluşu neden 6 Ekim’de anılıyor?

Şükrü Naili Paşa komutasındaki Üçüncü Kolordu, 6 Ekim 1923 tarihinde İstanbul’a girdi. Bu tarih, Türk birliklerinin şehre girişi nedeniyle kurtuluş günü olarak anılmaya başladı.

Kaynaklar

  1. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi — Zekeriya Türkmen, İstanbul’un işgali üzerine araştırma atamdergi.gov.tr
  2. Millî Savunma Bakanlığı — Atatürk Kronolojisi ata.msb.gov.tr
  3. Vikipedi — İstanbul’un İşgali tr.wikipedia.org
  4. Wikipedia — Occupation of Constantinople en.wikipedia.org
  5. Atatürk Ansiklopedisi — Millî Mücadele’de Mitingler ataturkansiklopedisi.gov.tr
  6. Millî Savunma Bakanlığı — Millî Mücadele Dönemi ata.msb.gov.tr
  7. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi — Ş. Can Erdem, 16 Mart 1920 işgali üzerine araştırma atamdergi.gov.tr
  8. Türkiye Bilimler Akademisi — Mütareke Dönemi’nde İstanbul’da Anadolu’daki Direniş Hareketi Yararına Çalışan Gizli Gruplar tuba.gov.tr
  9. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi — Millî Mücadele Döneminde İç Güvenlik ve Türk Polisi atamdergi.gov.tr
  10. Atatürk Ansiklopedisi — İstanbul’un İşgali ataturkansiklopedisi.gov.tr
  11. Belleten — Mücahit Özçelik, Türk Kaynaklarında İstanbul’un İtilaf Devletleri’nce Tahliyesi belleten.gov.tr

Görsel: Occupation of Istanbul Seyhun Binzet Koleksiyonu 2.jpg — Bilinmiyor, Public domain

Bu makale yapay zekâ desteğiyle hazırlandı. Her bilgi kaynaklarla karşılaştırıldı ve kaynağı olmayan cümle yayımlanmadı. Bir hata görürseniz bize yazın. Kaynak ilkemiz · Bize yazın →

İlgili makaleler