Türkiye’de devlet üniversitesi sayısı, YÖK’ün kuruluşunu izleyen dönüşümle 1981’deki 19’dan 1982’de 27’ye çıktı. Siz bu yazıda, 12 Eylül sonrasında üniversitelerin yönetiminin ve eğitim yapısının nasıl değiştiğini öğreneceksiniz. Sayıdaki artış, akademilerin ve bakanlıklara bağlı yüksekokulların üniversite sistemine katılmasıyla gerçekleşti. Dolayısıyla değişim, yalnızca yeni üniversite adlarının ortaya çıkmasından ibaret değildi. [4]
12 Eylül 1980 askerî darbesinin ardından, askerî yönetim sürerken 2547 sayılı Kanun yürürlüğe girdi. Bugünkü Yükseköğretim Kurulu, bu kanunla 6 Kasım 1981 tarihinde kuruldu. Kuruluşu anlamak için rektör atamalarına, kurumların birleştirilmesine ve özerklik tartışmalarına birlikte bakmak gerekiyor. Dönüşüm, hem üniversite yönetimlerini hem öğrencilerin karşılaştığı eğitim düzenini ilgilendiriyordu. [1][2]
Yükseköğretim Kurulu nedir, ne zaman kuruldu?
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, 4 Kasım 1981 tarihinde kabul edildi. Kanun, 6 Kasım 1981 tarihli ve 17506 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Bugünkü YÖK’ün kuruluş tarihi olarak kabul edilen gün, bu yayımlanma tarihidir. Kabul ve yayımlanma tarihleri, kuruluş anlatısında birbirinden ayrılması gereken iki aşamadır. [2]
Kanunun ilk metnindeki 6. madde, YÖK’ü yükseköğretimi düzenleyen sürekli bir kuruluş olarak tanımladı. Kurumların faaliyetlerine yön verme görevi de aynı tanımın içinde bulunuyordu. Ayrıca kurulun özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip olduğu açıkça belirtiliyordu. Böylece yükseköğretim kurumlarının üzerinde, görevleri kanunla belirlenen bir üst yapı oluşturuldu. [2]
Buradaki özerklik ifadesi, 6. maddede doğrudan YÖK’ün kurumsal niteliğini anlatıyordu. Üniversitelerin yöneticilerini nasıl belirleyeceği ise kanunun başka hükümleriyle düzenlenmişti. Bu ayrım, kuruluş dönemindeki özerklik tartışmasını anlamak açısından somut bir başlangıçtır. Kurulun statüsü ile üniversitelerin yönetim yetkileri, aynı hukuki soru değildi. [2]
1982 Anayasası’nın 131. maddesi, YÖK’ü daha sonra anayasal bir kurum hâline getirdi. Yükseköğretimi planlama, düzenleme, yönetme ve denetleme görevleri bu maddede kurula verildi. Böylece 1981’de kanunla kurulan yapı, ardından anayasa düzeyinde de tanımlandı. Kuruluş ile anayasal statü kazanılması, birbirini izleyen farklı aşamalardı. [4]
Yükseköğretim Kurulu üyelerini kim seçiyordu, başkanı kimdi?
1981 tarihli ilk düzenleme, YÖK için toplam 25 üyeli bir yapı öngörüyordu. Üyelerin seçimi, üniversite temsilcileriyle devletin farklı makamları arasında dağıtılmıştı. Aşağıdaki dağılım, bugünkü uygulamayı değil, kuruluş sırasında yürürlükte bulunan düzenlemeyi gösteriyor. [2]
| Üyeyi seçen makam | 1981’de seçtiği üye sayısı |
|---|---|
| Devlet Başkanı | 8 |
| Bakanlar Kurulu | 6 |
| Genelkurmay | 1 |
| Millî Eğitim Bakanlığı | 2 |
| Üniversitelerarası Kurul | 8 |
Devlet Başkanı dışındaki makamların seçtiği üyeler için ayrıca onay gerekiyordu. İlk 6. maddeye göre bu seçimler, Devlet Başkanının onayıyla kesinleşiyordu. Dolayısıyla üyelik düzenini anlamak için yalnızca tabloda görülen seçim dağılımına bakmak yetmez. Seçimin ardından gelen onay aşaması da kurulun oluşumunun parçasıydı. [2]
YÖK’ün kurucu başkanı İhsan Doğramacı, 1981’den 1992’ye kadar başkanlık yaptı. Bu görev dönemi, yeni üniversite düzeninin kuruluş yıllarını kapsıyordu. Kurulun başkanlığını anlatırken Doğramacı’nın görevi, kuruluş dönemine ait somut bir bilgidir. Daha sonraki üyelik değişikliklerinden biri ise 2004’te Genelkurmayın üye seçme uygulamasının kaldırılmasıydı. [1][3]
Rektörlerin belirlenmesi de ilk kanunda YÖK ile Devlet Başkanına bağlanmıştı. İlk 13. madde, YÖK’ün dört kişiyi rektörlük için önermesini öngörüyordu. Devlet Başkanı, önerilen bu dört kişi arasından beş yıllığına atama yapacaktı. Siz kuruluş dönemindeki üniversite yönetimini incelerken, bu öneri ve atama zincirini izleyebilirsiniz. [2]
Üniversiteler ve yüksekokullar 12 Eylül sonrasında nasıl değişti?
YÖK’ün kuruluşu sırasındaki yükseköğretim sisteminin büyüklüğü, 1980-1981 öğretim yılı verilerinde görülüyor. Türkiye’de 19 üniversite, 237.369 öğrenci ve 20.816 öğretim elemanı bulunuyordu. Yeni düzenleme, bu kurumların yönetiminin yanında yükseköğretimin örgütlenmesini de değiştirdi. Bu veriler, dönüşümün başladığı sistemin ölçeğini birlikte gösteriyor. [4]
1981 düzenlemesiyle akademiler üniversitelere dönüştürüldü, eğitim enstitüleri ise yeniden yapılandırıldı. Konservatuvarlar ve meslek yüksekokulları da bu süreçte üniversitelere bağlandı. Böylece farklı yükseköğretim kurumlarının üniversite sistemi içindeki yerleri yeniden belirlendi. [5]
Akademilerin ve bakanlıklara bağlı yüksekokulların katılmasıyla devlet üniversitesi sayısı 27’ye ulaştı. Bu sayı, 1981’deki 19 üniversiteyle karşılaştırıldığında yeniden yapılanmanın sonucunu gösteriyor. Artışı değerlendirirken, mevcut kurumların üniversite sistemine katıldığını da hesaba katmak gerekiyor. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi de YÖK’ün kuruluşuyla kurula bağlandı. [4]
Marmara Üniversitesi, bu yeniden yapılanmanın somut örneklerinden biri olarak 1982’de kuruldu. Kuruluşun dayanağı, 20 Temmuz 1982 tarihli 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameydi. Üniversitenin tarihçesi, kuruluşunu yükseköğretim kurumlarının yeniden teşkilatlandırılmasıyla birlikte anlatıyor. Böylece genel düzenlemenin belirli bir üniversitedeki karşılığını görmek mümkün oluyor. [6]
Açıköğretim ve vakıf yükseköğretimi nasıl bir yer kazandı?
20 Temmuz 1982 tarihli 41 sayılı KHK, ülke düzeyindeki açıköğretim görevini Anadolu Üniversitesine verdi. Anadolu’nun açıköğretim sistemi, 1982-1983 öğretim yılında iki programla eğitime başladı. Bu programların adları İktisat ve İş İdaresi olarak belirlenmişti. Açıköğretim, yeniden yapılanmanın doğrudan eğitim biçimine yansıyan örneklerinden biriydi. [7]
Anadolu açıköğretiminin ilk yılında sisteme toplam 29.500 öğrenci kayıt yaptırdı. İlk televizyon ders yayınları, 15 Ocak 1983 tarihinde TRT 1’de başladı. Siz bugün ders programınızı ekran üzerinden takip ediyorsanız, burada gündelik bir bağlantı kurabilirsiniz. Ancak 1983’teki somut araç, TRT 1 üzerinden yapılan televizyon yayınıydı. [8]
1982 Anayasası’nın 130. maddesi, vakıfların yükseköğretim kurumu kurmasına da imkân tanıdı. Bu imkân, devletin gözetimi ve denetimi altında kullanılabilecek şekilde düzenlendi. Ayrıca kurulacak kurumların kazanç amacı taşımaması, anayasal şart olarak belirtildi. Dolayısıyla düzenleme, vakıf yükseköğretiminin hukuki çerçevesini belirleyen bir başka değişiklikti. [9]
1982’de açıköğretime görev verilmesiyle vakıf yükseköğretimine anayasal imkân tanınması, farklı düzenlemelere dayanıyordu. Anadolu Üniversitesinin görevi 41 sayılı KHK ile tanımlanmıştı. Vakıfların kurum kurabilmesinin dayanağı ise Anayasa’nın 130. maddesinde bulunuyordu. İki gelişme, yükseköğretimin dönüşümünü farklı yönleriyle açıklayan örnekler sunuyor. [7][9]
Üniversite özerkliği ve tasfiye tartışmaları neden ortaya çıktı?
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 1981’de tasarının üniversite özerkliğini kaldırdığını savundu. Aynı dönemin destekleyici görüşleri, Anadolu üniversitelerindeki öğretim elemanı açığına odaklanıyordu. Bu görüşler, YÖK’ün söz konusu açığı gidereceğini ileri sürüyordu. [10]
1982 Anayasası’nın 130. maddesi ise üniversitelerin bilimsel özerkliğini açıkça tanıyordu. Bu güvence, yöneticileri seçme yetkisiyle aynı başlık altında değerlendirilmemeli. Çünkü 1981’deki rektörlük düzeni, YÖK’ün önerisini ve Devlet Başkanının atamasını öngörüyordu. Bilimsel özerklik hükmü ile yönetici belirleme düzeni, ayrı ayrı incelenmelidir. [2][9]
Aziz Kılıç’ın araştırması, YÖK ve 1402 uygulamalarına tepkileri de ele alıyor. Araştırmada bu tepkilerin istifa, emeklilik ve yurt dışına gitme biçimleri aldığı belirtiliyor. Aynı çalışma, Doğramacı’nın 1982’de ayrılışları iş olanakları ve çalışma tercihleriyle açıkladığını aktarıyor. Doğramacı, bu açıklamasında tasfiye yapıldığı görüşünü reddediyordu. [11]
Kılıç’ın aktardığı ayrılanlar ve uzaklaştırılanlar listesinde toplam 1.255 kişi bulunuyor. Bunların 73’ü, doğrudan 1402 sayılı Kanun kapsamında yer alıyor. Kalan 1.182 kişi ise istifa, emeklilik ve görev süresinin uzatılmaması gibi kategorilerde bulunuyor. Bu nedenle listedeki toplamı, yalnızca doğrudan 1402 kapsamında uzaklaştırılanların sayısı olarak okumamak gerekiyor. [11]
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
YÖK adı, yükseköğretim mevzuatında ilk kez 1981 yılında ortaya çıkmadı. 1973 tarihli 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu da aynı adlı üst kurulu öngörmüştü. Anayasa Mahkemesi, bu ilk YÖK düzenlemesini 1975 yılında iptal etti. Gerekçe, hükümet kanadından gelen üyelerin üniversite temsilcilerinden fazla olmasının özerkliğe aykırılığıydı. [1]
2547 sayılı Kanun’un ilk metni, zorunlu dersler konusunda da somut hükümler taşıyordu. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk dili ve yabancı dil bunlar arasındaydı. Beden eğitimi veya güzel sanat dallarından biri de zorunlu tutuluyordu. Siz ders çizelgenize baktığınızda, yükseköğretim düzenlemelerinin gündelik hayattaki karşılığını bu örnekte görebilirsiniz. [2]
Marmara Üniversitesinin kuruluşunda İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü, İlahiyat Fakültesine dönüştürüldü. Enstitü, bu dönüşüm öncesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bulunuyordu. Bu örnek, 1982’de kurumların bağlılıklarının ve akademik statülerinin birlikte değişebildiğini gösteriyor. Marmara’nın tarihçesi, genel yeniden yapılanmayı belirli bir kurum üzerinden izlemeyi sağlıyor. [6]
Ankara Üniversitesi Tarla Bitkileri Bölümünün tarihçesi, değişimi akademik birim düzeyinde kaydediyor. Kurumsal anlatıma göre 2547 sayılı Kanun’la kürsü yapısı kaldırıldı. Birim, bu süreçte Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı adını aldı. Böylece dönüşümün yalnız üniversite adlarında değil, kurum içindeki örgütlenmede de görüldüğü anlaşılıyor. [12]
Kısa kronoloji
Aşağıdaki kronoloji, 1973’teki ilk YÖK düzenlemesinden başlayarak kuruluş sürecinin aşamalarını sıralıyor. Böylece aynı adı taşıyan önceki kurul ile 1981’de kurulan yapı ayrılabiliyor. [1][2]
- 1973 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu, YÖK adlı üst kurulu öngördü. [1]
- 1975 Anayasa Mahkemesi, ilk YÖK düzenlemesini üniversite özerkliği gerekçesiyle iptal etti. [1]
- 12 Eylül 1980 Askerî darbe gerçekleşti; bugünkü YÖK daha sonra askerî yönetim sürerken kuruldu. [1]
- 4 Kasım 1981 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu bu tarihte kabul edildi. [2]
- 6 Kasım 1981 Kanun Resmî Gazete’de yayımlandı ve bugünkü YÖK kuruldu. [1][2]
- 1981-1992 Kurucu başkan İhsan Doğramacı, bu dönem boyunca YÖK başkanlığını yürüttü. [3]
- 20 Temmuz 1982 41 sayılı KHK ile yükseköğretim kurumları yeniden teşkilatlandırıldı. [6]
- 1982 Devlet üniversitesi sayısı 27’ye çıktı; YÖK anayasal statü kazandı. [4]
- 1982-1983 Anadolu Üniversitesi, açıköğretimde İktisat ve İş İdaresi programlarını başlattı. [7]
- 15 Ocak 1983 Anadolu açıköğretiminin ilk televizyon dersleri TRT 1’de yayımlanmaya başladı. [8]
- 2004 Genelkurmay Başkanlığının YÖK’e üye seçmesi uygulaması anayasa değişikliğiyle kaldırıldı. [1]
Sık sorulan sorular
Yükseköğretim Kurulu ne zaman kuruldu?
Bugünkü YÖK, 2547 sayılı Kanun’un yayımlandığı 6 Kasım 1981’de kuruldu. Kanunun kabul tarihi ise bundan farklı olarak 4 Kasım 1981’di.
YÖK’ün kurucu başkanı kimdi?
YÖK’ün kurucu başkanı İhsan Doğramacı, 1981’den 1992’ye kadar görev yaptı. Başkanlığı, yeni yükseköğretim düzeninin kuruluş ve uygulanma yıllarını kapsadı.
YÖK üyelerini kuruluşta kim seçiyordu?
1981 düzenlemesinde üyeleri Devlet Başkanı, Bakanlar Kurulu, Genelkurmay, Millî Eğitim Bakanlığı ve Üniversitelerarası Kurul seçiyordu. Devlet Başkanı dışındaki makamların seçimleri, Devlet Başkanının onayıyla kesinleşiyordu.
12 Eylül sonrasında üniversitelerin özerkliği nasıl tartışıldı?
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 1981’de tasarının üniversite özerkliğini kaldırdığını savundu. Buna karşılık 1982 Anayasası’nın 130. maddesi, üniversitelerin bilimsel özerkliğini tanıdı. Bilimsel özerklik güvencesi ile yöneticileri belirleme yetkisini ayrı değerlendirmek gerekir.
Kaynaklar
- Türk Maarif Ansiklopedisi — Yükseköğretim Kurulu turkmaarifansiklopedisi.org.tr
- Resmî Gazete — 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, 6 Kasım 1981 tarihli özgün metin static.bianet.org
- Anadolu Ajansı — YÖK’ün kurucu başkanının vefatı aa.com.tr
- TÜBİTAK Ansiklopedisi — YÖK: Yükseköğretim Kurulu ansiklopedi.tubitak.gov.tr
- TOBB — 2011 Türkiye Yükseköğretim Meclisi Sektör Raporu tobb.org.tr
- Marmara Üniversitesi — Tarihçe oidb.marmara.edu.tr
- Anadolu Üniversitesi — Açıköğretim Fakültesi Genel Bilgi anadolu.edu.tr
- Anadolu Üniversitesi — Açıköğretim ile 40 Yıl cdn.anadolu.edu.tr
- Anayasa Mahkemesi — Kararlar Dergisi, Sayı 26 anayasa.gov.tr
- Karavar ve Efilti Atay — 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Kurulunun Dönem Basınında Temsili dergipark.org.tr
- Atatürk Araştırma Merkezi — Aziz Kılıç, Türkiye’de Askerî Darbelerin Eğitim ve Kültür Hayatı Üzerindeki Etkileri atam.gov.tr
Görsel: The OSCE PA delegation meets with the Council of Higher Education, Ankara, 17 August 2016 (29061636485).jpg — OSCE Parliamentary Assembly from Copenhagen, Denmark, CC BY-SA 2.0






