İsfahan’ın merkezindeki Nakş-ı Cihan Meydanı, sarayı, camileri ve çarşı girişini aynı dikdörtgende buluşturur. Siz bu yazıda, “İsfahan dünyanın yarısıdır” sözünün tarihî kaydını ve meydanla ilişkisini öğreneceksiniz. Meydanın doğusunda Şeyh Lütfullah Camii, batısında Ali Kapu yer alır. Kuzeyde Kayseriye Kapısı, güneyde ise Şah Camii bu düzeni tamamlar. [1]
“İsfahan dünyanın yarısıdır” ifadesi, Encyclopaedia Iranica’da Safevî mimarisiyle kazanılmış bir övgü olarak açıklanır. Sussan Babaie’nin makalesi, bu ifade için tarihçi İskender Bey’in eserine gönderme yapar. Nakş-ı Cihan’ın çevresindeki yapılar, söz konusu mimari övgüyü somut bir şehir mekânına bağlar. Ancak tarihî kayıt, sözün ilk kez kimin ağzından çıktığını kesinleştirmez. [2]
“İsfahan dünyanın yarısıdır” sözü nereden geliyor?
Encyclopaedia Iranica, sözün Farsça biçimini “Eṣfahān, neṣf-e jahān” olarak aktarır. Türkçe karşılığı olan “İsfahan dünyanın yarısıdır”, kentin Safevî dönemindeki mimarisine yöneltilmiş bir övgüdür. Buradaki “yarısı” ifadesi, bir yüzölçümü hesabı veya coğrafi ölçü bildirmez. Babaie’nin açıklaması, sözü İsfahan’ın mimarlık tarihi içinde değerlendirmeye imkân verir. [2]
Sussan Babaie, bu ifade için İskender Bey’in eserinin 544. sayfasına atıf yapar. Bu ayrıntı, sözün tarihî bir metin üzerinden izlenebildiğini gösterir. Bununla birlikte, bir eserde bulunması ilk söyleyen kişinin İskender Bey olduğunu kanıtlamaz. Sözü belirli bir hükümdarın doğrudan alıntısı olarak sunmak da bu kaydın ötesine geçer. [2]
İsfahan’ın geçirdiği dönüşüm, övgünün hangi şehir ortamıyla ilişkilendirildiğini anlamayı kolaylaştırır. I. Şah Abbas, 1590–1591’de kenti yeniden imar etmeye girişti. İsfahan, 1598’de Safevî başkenti oldu ve mimari dönüşüm başkent kimliğiyle birleşti. Meydanın saray, cami ve çarşı bağlantıları bu çerçevede birlikte okunabilir. [2][3]
Nakş-ı Cihan adı ise “Dünyanın Resmi” anlamına gelir. Meydanın adıyla İsfahan’a söylenen övgü, dünyaya gönderme yapan farklı ifadelerdir. Siz “dünyanın yarısı” sözünü duyduğunuzda, meydanın adının birebir çevirisini duymuş olmazsınız. İki ifadeyi ayırmak, hem yer adını hem şehir övgüsünü doğru anlamanızı sağlar. [2][4]
Nakşı Cihan Meydanı nerede, hangi adlarla anılıyor?
Nakş-ı Cihan Meydanı, İran’ın İsfahan kentinin merkezinde bulunan tarihî bir açık alandır. Türkçede İmam Meydanı adıyla da anılan yer, farklı kaynaklarda farklı adlarla karşınıza çıkar. Tarihî adlarından Meydan-ı Şah da aynı meydanı işaret eder. [4][5]
Meydanın Farsça adı میدان نقش جهان biçiminde yazılır. İngilizce Vikipedi, bu adı “Maidān-e Naqsh-e Jahān” şeklinde Latin harflerine aktarır. Siz haritada veya bir metinde bu yazımla karşılaştığınızda, İsfahan’daki aynı alanı okuyorsunuz. İmam Meydanı ile Nakş-ı Cihan’ı ayrı yerler sanmak, adların çeşitliliğinden kaynaklanabilir. [1][5]
UNESCO, dikdörtgen meydanın ölçülerini 560 × 160 metre olarak verir. Aynı kurum, açık alanın yaklaşık 9 hektar olduğunu da belirtir. Belleten’deki araştırmada ise meydanın ölçüleri 524 × 159 metre olarak aktarılır. Bu nedenle, iki kaynaktaki uzunlukları tek ve kesin bir ölçüm gibi birleştirmemek gerekir. [3][4]
Bir gezi planında veya öğrenci ödevinde ölçü kullanırken kaynak adını da belirtin. “UNESCO’ya göre 560 × 160 metre” ifadesi, bilginin dayanağını açıkça gösterir. Belleten’in verdiği ölçüler kullanılacaksa, aynı açıklık o değerler için de korunmalıdır. Her iki kaynak da meydanı çevresindeki yapılarla birlikte ele almayı mümkün kılar. [3][4]
İsfahan Nakş-ı Cihan Meydanı nasıl oluştu?
I. Şah Abbas’ın 1590–1591’de başlattığı imar programı, meydanın tarihini anlamanın başlangıç noktasıdır. İsfahan’ın 1598’de başkent olması, bu dönüşümün siyasi bağlamını da belirler. Ancak başkent ilanı ile meydanın tamamlanması aynı olayı anlatmaz. Meydan ve çevresindeki yapılar, zamana yayılan bir inşa sürecinde biçimlendi. [2][3]
Damla Gürkan Anar’ın 2024 tarihli araştırması, yapımın 1590’larda başladığını belirtir. Çevredeki yapıların tamamlanmasıyla süreç, araştırmaya göre 1630’larda sona ermiştir. Bu yüzden Nakş-ı Cihan için tek bir yapım yılı vermek yanıltıcı olur. Meydanı, aşamalar halinde kurulan bir mimari bütün olarak düşünmek daha açıklayıcıdır. [3]
Safevî döneminde Nakş-ı Cihan, polo oyunlarına ve askerî toplanmalara sahne oluyordu. Kutlamalar ile halka açık idamlar da meydanın belgelenmiş kullanımları arasındaydı. Dolayısıyla camilerin ve sarayın çevrelediği açık alan, farklı toplumsal olayları bir araya getiriyordu. Meydanın tarihi, yalnızca çevresindeki binaların yapım tarihleriyle sınırlı değildir. [4]
Gündelik hayatla bağlantı kurmak için Kayseriye Kapısı’nın işlevine bakabilirsiniz. Kapı, meydanı yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki İsfahan Çarşısı’na bağlar. Bugün bir meydandan alışveriş sokağına geçerken kurduğunuz ilişkiyi burada da düşünebilirsiniz. Nakş-ı Cihan’da bu geçiş, çarşı ile anıtsal yapıların komşuluğunu görünür kılar. [4]
Meydanın çevresindeki yapılar ne anlatıyor?
Doğu kenarındaki Şeyh Lütfullah Camii, başlangıçta hükümdarlık sarayının özel kullanımına hizmet ediyordu. Batı kenarında bulunan Ali Kapu ise meydanın sarayla ilişkisini gösterir. Bu yerleşim, karşılıklı kenarlardaki yapıların kullanım amaçlarını birlikte düşünmenizi sağlar. Meydanın doğu ve batı cepheleri, saray yaşamıyla bağlantılı mimariyi aynı açıklığa taşır. [1][4]
Güneydeki Şah Camii’nde, giriş bölümü ile ana gövdenin yönleri arasındaki ilişki dikkat çeker. Caminin ana gövdesi Mekke’ye yönelirken giriş, meydanın kuzey–güney doğrultusuna bağlanır. Böylece meydanın geometrisiyle ibadetin yönü, aynı yapı içinde farklı doğrultular kazanır. Siz yapıyı incelerken, girişin yönünü bütün caminin yönüyle aynı kabul etmeyin. [4]
Kuzeydeki Kayseriye Kapısı, meydanın yaklaşık 2 kilometrelik çarşıyla kurduğu bağlantının girişidir. Bu nedenle kuzey kenarını yalnızca dikdörtgeni kapatan bir cephe olarak düşünmemek gerekir. Kapının arkasındaki çarşı, meydanı ticaretin devam ettiği başka bir mekâna bağlar. Saray, camiler ve çarşı girişi, Nakş-ı Cihan’ın farklı işlevlerini yan yana getirir. [1][4]
Kayseriye adının açıklanması konusunda, Belleten’de aktarılan farklı yorumlar bulunur. Chardin, kapının Filistin’deki Kayserya’dan esinlendiğini söyleyen bir açıklama sunar. Anar ise Tebriz ve Erdebil’deki farklı biçimli Kayseriye çarşılarını göstererek buna itiraz eder. Bu tartışma, Chardin’in yorumunu kesinleşmiş bir köken bilgisi olarak aktarmamayı gerektirir. [3]
Kısa kronoloji
Nakş-ı Cihan’ın kronolojisi, I. Şah Abbas’ın imar programıyla başlayıp güncel koruma meselelerine uzanır. Aşağıdaki tarihler, yapım süreciyle koruma ve hasar kayıtlarını birbirinden ayırarak gösterir. [2][3][4][6][7]
- 1590–1591 I. Şah Abbas’ın İsfahan’ı yeniden imar programı başladı.
- 1598 İsfahan Safevî başkenti oldu.
- 1590’lar–1630’lar Anar’ın araştırmasına göre meydan ve çevresindeki yapılar aşamalar halinde inşa edildi.
- 5 Ocak 1932 Meydan, İran’ın ulusal anıtlar listesine 102 numarayla kaydedildi.
- 1979 Nakş-ı Cihan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
- 1990’lar UNESCO’ya göre meydanın çimenlikleri oluşturuldu.
- 2025 UNESCO, kubbe korumasını, yayalaştırmayı ve altyapı çalışmalarını değerlendirdi.
- 7 ve 9 Mart 2026 Reuters’ın saha haberine göre hava saldırıları çevredeki tarihî yapılarda hasara yol açtı.
1932 tarihli ulusal tescil ile 1979 tarihli UNESCO kaydı, farklı koruma kayıtlarıdır. UNESCO, meydanı kültürel mirasın i, v ve vi ölçütleriyle listeye almıştır. Bu kayıtların tarihleri, Safevî dönemindeki yapım tarihlerinden ayrı değerlendirilmelidir. [4]
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
Bugün görülen merkezî havuz ve yeşil alanlar, meydanın modern düzenlemelerine aittir. UNESCO, çimenliklerin 1990’larda oluşturulduğunu açıkça belirtir; bu tarih görüntüyü yorumlamak açısından önemlidir. Dolayısıyla bugünkü yeşil alanları, Safevî dönemindeki polo oyunlarının değişmeden kalmış zemini sayamayız. Meydanın görünüşü de çevresindeki yapılar gibi farklı zamanların izlerini taşır. [4]
Belleten’de aktarılan Yezdî anlatımına göre, çevredeki çarşının koridorları iki deveye uygun genişlikte tasarlanmıştı. Buradaki ölçüt, iki devenin yan yana yürüyebilmesine dayanıyordu. Bu anlatım, ticaret mekânının genişliğini gündelik taşıma ihtiyacı üzerinden tarif eder. Siz bir koridorun genişliğini adımla düşünürken, Yezdî’nin anlatısında karşılaştırma aracı develerdir. [3]
Kuzey kenarındaki çarşı çatısı, diğer kenarlardakilerin iki katı genişliğindeydi. Safevî şahları, bu çatıyı meydanı izlemek için teras olarak kullanıyordu. Böylece çarşının çatısı, altındaki ticaret mekânından farklı bir kullanım daha kazanıyordu. Meydanı yalnızca zemin seviyesinden düşünmek, bu seyir noktasını gözden kaçırabilir. [3]
XVII. yüzyıl seyyahı Tavernier, meydandaki dükkânların mesleklerini de kayda geçirmiştir. Şah Camii ile güneybatı köşesi arasında kitapçılar, ciltçiler ve sandıkçılar bulunduğunu belirtir. Bir kitabı satın alma ve ciltletme işleri, böylece meydanın ticaret tarihine bağlanır. Nakş-ı Cihan’ın İran’ın 20.000 riyallik banknotunun arka yüzünde tasvir edilmesi de gündelik hayatla başka bir bağlantıdır. [1][3]
Meydanın korunmasında hangi gelişmeler var?
UNESCO’nun 2025 kararı, meydanın korunmasını kubbe çalışmaları ve altyapıyla birlikte ele alır. Kurul, İmam Camii kubbesindeki koruma çalışmalarını olumlu değerlendirirken eksik işlerin tamamlanmasını istemiştir. Aynı kararda su ve kanalizasyon sistemleri için önceliklendirilmiş çalışmaların takvimi talep edilmiştir. İstenen takvim, bu işlerin başlangıç ve bitiş tarihlerini kapsar. [6]
Kararda, meydan ve yakın çevresindeki eski yolların yayalaştırılması da değerlendirilmiştir. UNESCO, İran’ın bu yolların tamamen yayalaştırıldığına ilişkin güvencesini olumlu karşılamıştır. Bu kayıt, 2025’te değerlendirilen koruma ve ulaşım düzenlemelerini anlamanızı sağlar. Kararın içeriği, meydanın yalnızca anıtsal cephelerden oluşmadığını yeniden hatırlatır. [6]
Reuters’ın 30 Haziran 2026 tarihli saha haberi ise daha sonraki hasarı bildirir. Habere göre, 7 ve 9 Mart’taki İsrail hava saldırıları çevredeki anıtları sarstı. Reuters, meydandaki dört tarihî yapıda hasarı yerinde doğruladığını aktardı. Bu haber, 2025 tarihli koruma değerlendirmesinden sonraki durumu anlatan ayrı bir kayıttır. [7]
Sık sorulan sorular
“İsfahan dünyanın yarısıdır” sözünü ilk kim söyledi?
Encyclopaedia Iranica, ifadeyi Safevî dönemi mimarisinin kazandırdığı bir övgü olarak açıklar. Sussan Babaie, İskender Bey’in eserine atıf yapar; ancak bu kayıt ilk söyleyeni kesinleştirmez.
Nakşı Cihan Meydanı nerede?
Nakş-ı Cihan Meydanı, İran’ın İsfahan kentinin merkezinde yer alır. İmam Meydanı adıyla da anılır; tarihî adlarından biri Meydan-ı Şah’tır.
Nakş-ı Cihan ne anlama geliyor?
UNESCO, Nakş-ı Cihan adını “Dünyanın Resmi” anlamıyla açıklar. Bu ad, “İsfahan dünyanın yarısıdır” biçimindeki şehir övgüsünden farklı bir ifadedir.
Nakş-ı Cihan Meydanı ne zaman yapıldı?
Damla Gürkan Anar’ın araştırmasına göre yapım, 1590’larda başlayan aşamalı bir süreçtir. Meydanın çevresindeki yapıların tamamlanmasıyla bu süreç 1630’larda sona ermiştir.
Kaynaklar
- Wikipedia — Naqsh-e Jahan Square en.wikipedia.org
- Encyclopaedia Iranica — Sussan Babaie, ISFAHAN x. MONUMENTS iranicaonline.org
- Belleten — Damla Gürkan Anar, Nakş-ı Cihan Meydanı: Mekân, Mimari ve Kronoloji belleten.gov.tr
- UNESCO — Meidan Emam, Esfahan whc.unesco.org
- Türkçe Vikipedi — Nakş-ı Cihan Meydanı tr.wikipedia.org
- UNESCO — 47 COM 7B.76 kararı whc.unesco.org
- Reuters / The Business Standard — Shattered tiles, trembling domes tbsnews.net
Görsel: Naghshe Jahan Square Isfahan modified.jpg — en:User:Arad, CC BY-SA 3.0






