Octavianus, MÖ 30’da İskenderiye’de Büyük İskender’in naaşını görerek başına altın bir diadem yerleştirdi. Siz bu yazıda mezarın izlenen yolculuğunu ve bugünkü belirsizliğin sınırlarını öğreneceksiniz. Antik anlatıların kaydettiği bu ziyarette Octavianus, mezara ayrıca çiçek bıraktı. [1]
Bugün İskenderiye’de Büyük İskender’in mezarıyla kesin olarak özdeşleştirilmiş bir arkeolojik yapı bulunmuyor. İstanbul’daki İskender Lahdi ve İskenderiye’de açılan siyah lahit, hükümdarın mezarı olarak kabul edilmiyor. Bu ayrım, siz müze gezerken eser adını tarihsel kimlikle karıştırmanızı önler. Bir lahitte İskender adının geçmesi, onun burada gömüldüğünü tek başına göstermez. [2][8][9]
Büyük İskender’in mezarı nerede, kesin olarak bilinen ne?
Büyük İskender’in İskenderiye’deki mezarının bugünkü konumu, arkeolojik buluntularla kesin biçimde belirlenebilmiş değil. Mezarın antik kentte bulunduğunu anlatan metinler, modern şehirde doğrulanmış bir adres sağlamıyor. Dolayısıyla İskenderiye bağlantısı ile belirli bir yapının kimliği ayrı değerlendirilmelidir. İlkini tarihsel anlatılar desteklerken, ikincisi için kesin arkeolojik özdeşleştirme henüz bulunmuyor. [2]
Strabon, Coğrafya adlı eserinin 17.1.8 bölümünde mezarı İskenderiye’nin saraylar bölgesinde tarif eder. Tarifinde Soma adlı çevrili alan, Ptolemaios hükümdarlarının mezarlarını da içerir. Bu bilgi, aranan yapının antik kent içindeki bağlamını anlamanızı sağlar. Ancak saraylar bölgesi ifadesi, bugün ziyaret edilebilecek kesin bir mezar noktası değildir. [3]
Siz bir gezi planlarken İskenderiye’deki tarihsel bağlantıyla doğrulanmış mezar ziyaretini ayrı düşünmelisiniz. National Geographic’in 2019 haberinde anlatılan Shallalat Bahçeleri kazıları, saraylar bölgesinden kalıntılar ortaya çıkardı. Bu buluntular antik çevreyi aydınlatırken, İskender’in mezarının bulunduğu anlamına gelmiyordu. Mezar arayışını değerlendirirken, çevresine ilişkin keşifle mezarın kendisini ayırmak gerekir. [7]
Naaş Babil’den Memphis’e ve İskenderiye’ye nasıl taşındı?
Büyük İskender, MÖ 323 yılının haziran ayında Babil’de hayatını kaybetti. Antik anlatılara göre I. Ptolemaios, yaklaşık MÖ 321’de cenaze alayını Suriye’de ele geçirdi. Ardından İskender’in naaşını taşıyan alayı Mısır’a yönlendirerek yolculuğun güzergâhını değiştirdi. Böylece mezarın hikâyesi, Babil’deki ölüm yerinden Mısır’daki gömülme yerlerine uzandı. [1][4]
Pausanias’ın anlatısı, İskender’in Mısır’daki ilk gömülme yerini Memphis olarak gösterir. Paros Kroniği’nin MÖ 321–320 dönemine ilişkin kaydı da Memphis’i işaret eder. Bu nedenle naaşın Mısır’a gelişiyle İskenderiye’ye yerleştirilmesi aynı aşama değildir. Memphis, İskenderiye’deki anıtmezardan önce gelen gömülme durağı olarak anlatıda yer alır. [4]
Naaş, MÖ 4. yüzyılın sonlarında veya 3. yüzyılın başlarında İskenderiye’ye taşındı. Ancak naklin I. Ptolemaios mu, II. Ptolemaios döneminde mi gerçekleştiği tartışmalıdır. Bu belirsizlik, taşınmanın gerçekleştiği bilgisiyle kesin zamanını birbirinden ayırmayı gerektirir. İskenderiye’ye nakli anlatırken, tartışmalı hükümdar tercihinin kesinleştirilmesi tarihsel tablodaki belirsizliği gizler. [1]
IV. Ptolemaios Philopator, MÖ 222/221–205 arasındaki hükümdarlığında naaşları ortak bir anıtmezarda topladı. Bu düzenleme, İskender’i ve kendisinden önce hüküm süren hanedan hükümdarlarını kapsıyordu. İskenderiye’deki mezar hikâyesi böylece tek bir gömülme işleminden daha karmaşık görünür. Memphis’ten sonraki aşamalar, naaşın farklı mezar düzenlemeleri içinde yeniden yerleştirildiğini gösterir. [1]
Soma nasıl bir yerdi, Roma ziyaretleri ne anlatıyor?
Strabon’un tarifindeki Soma, İskender’in mezarını Ptolemaios hükümdarlarının mezarlarıyla birlikte barındıran çevrili alandır. Konumu, İskenderiye’deki saraylar bölgesiyle ilişkilendirilir; tarif yalnız başına duran bir lahitle sınırlanmaz. Burada mezarın çevresi, hanedan mezarları ve saraylar aynı anlatının parçalarıdır. Bu nedenle yalnız tabutun izini sürmek, Strabon’un anlattığı mekânın tamamını kapsamaz. [3]
Anıtmezar için kullanılan Soma adı, Yunanca beden sözcüğünün anlamıyla ilişkilidir. Diğer ad olan Sema ise mezar işareti anlamıyla bağlantılı olarak açıklanır. Bu adlandırmalar, İskender’in naaşıyla onu barındıran mezar alanını düşünürken yararlı ayrımlar sunar. Ancak Soma veya Sema adını bilmek, modern şehirde yapının konumunu belirlemiyor. [2]
Julius Caesar’ın MÖ 48’de İskenderiye’de bulunan mezarı ziyaret ettiği tarihsel anlatılarda kaydedilir. Octavianus’un MÖ 30’daki ziyaretinde ise naaşı gördüğü, diadem yerleştirdiği ve çiçek bıraktığı aktarılır. Bu anlatılar, mezarın farklı ziyaretçiler tarafından bilindiği dönemlere ilişkin kayıtlar sunar. Bununla birlikte antik ziyaret anlatıları, mezarın günümüzdeki yerini gösteren kazı bulguları değildir. [4][1]
İmparator Septimius Severus’un MS 199’daki İskenderiye ziyareti sırasında mezarı mühürlettiği aktarılır. Caracalla’nın MS 215’teki ziyareti de İskender’in tabutuyla ilgili bir anlatı içerir. Bu kayıtlar, Roma imparatorlarının mezarla ilişkisinin farklı tarihlerde sürdüğünü anlatır. Ancak her ziyaret kaydı, yapının sonraki durumunu ayrıca açıklayan bir belge sunmaz. [2]
Mezarın izi nasıl kayboldu, deniz altında olabilir mi?
Archaeology dergisinin 2013 değerlendirmesi, yaklaşık MS 400 için farklı bir tablo aktarır. İoannes Hrisostomos, İskender’in mezar yerinin kendi halkınca bile bilinmediğini belirtmiştir. Bu anlatı, imparatorların ziyaretleriyle tanınan mezarın konum bilgisindeki kopuşu görünür kılar. Ancak yaklaşık MS 400 kaydı, mezarın hangi olayda kaybolduğunu tek başına açıklamaz. [5]
Savaşlar, ayaklanmalar, deprem ve tsunami, mezarın zarar görmesini açıklayan kuramlar arasında sayılır. Bu olaylardan herhangi birinin İskender’in mezarını kesin olarak yok ettiği gösterilememiştir. Dolayısıyla olası bir yıkım nedeni, belgelenmiş sonuç gibi kesinleştirilemez ve sunulamaz. Mezarın konumundaki belirsizlikle belirli bir felaket açıklaması arasında kanıtlanması gereken bağlantı bulunur. [5]
Mısırbilimci Chris Naunton, saraylar bölgesinin bir kısmının sualtında bulunduğuna dikkat çeker. Bu nedenle İskender’in mezarının da deniz altında bulunmasını mümkün görür. Ancak Naunton’a göre antik metinler, karada kalmış bir konumu da dışlamaz. Denizaltı olasılığı, bu yüzden arayışın kesin sonucu olarak kabul edilemez. [6]
Siz bir haritada İskenderiye kıyısına baktığınızda, sualtı ihtimali anlaşılır bir açıklama gibi görünebilir. Yine de Naunton’un değerlendirmesinde karadaki konum ihtimali de açıkça korunur. Mezarın denizde olabileceğini söylemek, onun yerinin denizde belirlendiğini söylemekten farklıdır. Günümüzde doğrulanmış bir yapı bulunmaması, bu olasılıklar arasında kesin tercih yapılmasını engeller. [6][2]
Kazılar ve keşif iddiaları hangi sonuçları verdi?
National Geographic’in 28 Şubat 2019 tarihli haberi, 140’tan fazla izinli kazıdan söz eder. İskender’in mezarını bulmayı amaçlayan bu çalışmaların sonuçsuz kaldığı aynı haberde belirtilir. Bu sayı, belirli bir tarihte yayımlanan araştırma haberinin verdiği toplamdır. Sayının büyüklüğü, yeni bir buluntunun mezarla bağlantısını kendi başına kanıtlamaz. [7]
Calliope Limneos-Papakosta’nın Shallalat Bahçeleri kazıları, modern İskenderiye yüzeyinin yaklaşık 10,7 metre altına ulaştı. National Geographic’in 2019 haberine göre burada antik saraylar bölgesinden kalıntılar ortaya çıkarıldı. Strabon’un mezarı saraylar bölgesinde tarif etmesi, bu buluntuların neden ilgi çektiğini açıklar. Ancak tarihsel çevreyle ilişki kurulması, bulunan kalıntıların mezar olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. [7][3]
Liana Souvaltzi, 1995’te Siwa Vahası’nda İskender’in mezarını bulduğunu ileri sürdü. Yunanistan Kültür Bakanlığı heyeti, yapının mezar olup olmadığının belirsiz olduğunu bildirdi. Heyet ayrıca sunulan yazıt parçalarının, önerilen çevirileri desteklemediğini değerlendirmesinde ifade etti. Dolayısıyla Siwa iddiası, İskender’in mezarının kesin keşfi olarak kabul edilmiş değildir. [2]
İskenderiye’de 19 Temmuz 2018’de açılan yaklaşık 30 tonluk siyah lahit de tartışıldı. Lahdin içinden, tek bir kişiye değil üç kişiye ait iskelet kalıntıları çıktı. Eski Eserler Bakanlığı yetkilisi Mustafa Veziri, bunun İskender’in mezarı olduğu iddiasını reddetti. Siyah lahit haberi, aranan hükümdarın mezarının bulunduğu şeklinde aktarılamaz veya yorumlanamaz. [8]
İskender Lahdi ve diğer mezarlar neden ayrı değerlendirilmeli?
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki İskender Lahdi, Osman Hamdi Bey’in 1887’de Sayda’da bulduğu eserdir. Buluntu yeri, İskenderiye değil, Sayda Kral Nekropolisi olarak açıkça belirtilir. Kültür Portalı, lahdin Sayda Kralı Abdalonymos’a ait olabileceğini ifade eder. Eserin adı, Büyük İskender’in kendi naaşını barındırdığının kanıtı olarak kullanılamaz. [9]
Siz İstanbul’daki müze ziyaretinizde İskender Lahdi adını gördüğünüzde, buluntu yerini de hatırlayın. Sayda’da bulunan bu eserle İskenderiye’de aranan mezarın bağlantısı, isim benzerliğinden çıkarılamaz. Gündelik hayatta bir dosyanın adıyla içeriğini ayrı kontrol etmek gibi düşünün. Müzedeki eser adı da kime ait olduğu sorusunun cevabını tek başına vermez. [9]
British Museum koleksiyonundaki EA10 numaralı lahit, yaklaşık MÖ 345 tarihlidir. Müzenin kaydı, bu lahdin II. Nektanebo için yapıldığını açıkça belirtir. Andrew Chugg, lahdin İskender’in gömülmesinde kullanılmış olabileceğini savunan bir kuram geliştirmiştir. British Museum’un Google Arts & Culture açıklaması ise İskender bağlantısını destekleyen kanıt bulunmadığını belirtir. [10][11]
Yunanistan’daki Aigai/Vergina II numaralı kraliyet mezarı ise İskender’in babası II. Philippos’a atfedilir. Manolis Andronikos’un ekibi, söz konusu mezarı 1977’de açığa çıkaran kazıyı gerçekleştirdi. Bu mezar, İskenderiye’de aranan Büyük İskender mezarından ayrı değerlendirilmesi gereken yapıdır. Aile bağlantısı, iki kişinin mezarını aynı arkeolojik buluntu hâline getirmez. [12]
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
Robert S. Bianchi’nin tarihsel anlatıları birleştiren değerlendirmesi, birden fazla mezar aşamasını vurgular. Buna göre İskender’in naaşı, Memphis ve İskenderiye’de toplam en az üç mezara yerleştirilmişti. Bu değerlendirme, mezar arayışını yalnız ilk gömülme yerini aramakla sınırlamamanız gerektiğini gösterir. Naaşın yolculuğu kadar, onu barındıran yapıların değişimi de tarihsel anlatının parçasıdır. [1]
Strabon, başlangıçtaki altın tabutun kendi döneminde artık mevcut olmadığını açıkça bildirir. Aynı anlatıda İskender’in naaşının o sırada cam bir tabutta bulunduğu belirtilir. Böylece mezar yapısıyla naaşı doğrudan barındıran tabutun geçmişi birbirinden ayrılır. İskenderiye’deki kayıp lahit ifadesini okurken, kap değişimini anlatan bu ayrıntıyı hatırlayın. [3]
Antakyalı İoannes’in anlatısında Caracalla’nın MS 215 ziyareti kişisel eşyalarla birlikte aktarılır. Caracalla’nın kendi tuniğini, yüzüğünü ve kemerini İskender’in tabutuna bıraktığı anlatılır. Burada aktarılanlar, bugün ele geçirilmiş nesnelerin arkeolojik envanteri olarak değerlendirilmemelidir. Bilgi, Antakyalı İoannes’e atfedilen tarihsel ziyaret anlatısının bir parçası olarak aktarılır. [2]
II. Nektanebo lahdi, İskenderiye’deki Attarin Camisi’nde su haznesi olarak yeniden kullanılmıştı. Bu kullanım sırasında lahdin tabanına yakın bölümlerine 12 tahliye deliği açılmıştı. British Museum’un açıklaması, nesnenin kullanım geçmişindeki bu dönüşümü ayrıntılı biçimde kaydeder. Ancak su haznesine dönüştürülmesi, lahdin daha önce İskender’i barındırdığını kanıtlayan bilgi değildir. [11]
Papakosta’nın Shallalat Bahçeleri’nde bulduğu erken Helenistik mermer heykelin İskender’i temsil ettiği değerlendirilmiştir. National Geographic’in 2019 haberi, heykeli İskenderiye Ulusal Müzesi’nde sergilenen bir buluntu olarak tanıtır. Hükümdarla ilişkilendirilen bu heykelin bulunması, mezarının da keşfedildiği sonucunu doğurmaz. Heykelin kimliğiyle mezarın konumu, ayrı kanıt gerektiren iki farklı sorudur. [7]
Kısa kronoloji
Aşağıdaki kronoloji, Babil’deki ölümden İskenderiye’deki modern kazılara uzanan temel durakları birleştirir. Ziyaret kayıtlarıyla keşif iddiaları, tarih sırasına göre aynı listede gösterilmiştir. [1][2][4][5][7]
- MÖ 323: İskender, haziran ayında Babil’de öldü; naaşının Mısır yolculuğu daha sonra gerçekleşti.
- Yaklaşık MÖ 321: I. Ptolemaios cenaze alayını Mısır’a yönlendirdi; ilk gömülme yeri Memphis oldu.
- MÖ 4. yüzyıl sonu–3. yüzyıl başı: Naaş Memphis’ten İskenderiye’ye taşındı; naklin kesin zamanı tartışmalıdır.
- MÖ 222/221–205: IV. Ptolemaios, İskender’in ve önceki hanedan hükümdarlarının naaşlarını ortak anıtmezarda topladı.
- MÖ 48: Julius Caesar’ın İskenderiye’de bulunan İskender mezarını ziyaret ettiği tarihsel anlatılarda kaydedildi.
- MÖ 30: Octavianus’un İskender’in naaşını gördüğü, başına diadem yerleştirdiği ve çiçek bıraktığı aktarıldı.
- MS 199: Septimius Severus’un İskenderiye ziyareti sırasında İskender’in mezarını mühürlettiği tarihsel anlatılarda bildirildi.
- MS 215: Caracalla’nın ziyaretinde tuniğini, yüzüğünü ve kemerini İskender’in tabutuna bıraktığı aktarıldı.
- Yaklaşık MS 400: İoannes Hrisostomos, İskender’in mezar yerinin kendi halkınca bile bilinmediğini belirtti.
- 1995: Souvaltzi’nin Siwa’daki keşif iddiasına Yunanistan Kültür Bakanlığı heyeti gerekçeli itirazlarını bildirdi.
- 2018: İskenderiye’deki siyah lahitte üç kişinin kalıntıları bulundu; İskender’in mezarı olduğu iddiası reddedildi.
- 2019: Shallalat Bahçeleri’ndeki saray bölgesi buluntuları haberleştirildi; İskender’in mezarı bu kazılarda tespit edilmedi.
Sık sorulan sorular
Büyük İskender’in mezarının yeri kesin olarak biliniyor mu?
İskenderiye’deki mezarın bugünkü konumu bilinmiyor; kesin olarak özdeşleştirilmiş bir arkeolojik yapı bulunmuyor. Strabon’un saraylar bölgesindeki Soma tarifi, modern bir adres vermiyor.
İstanbul’daki İskender Lahdi Büyük İskender’e mi ait?
Osman Hamdi Bey’in 1887’de Sayda’da bulduğu lahit, Büyük İskender’in mezarı olarak kabul edilmiyor. Kültür Portalı, eserin Sayda Kralı Abdalonymos’a ait olabileceğini belirtiyor.
İskenderiye’de açılan siyah lahitte kimlerin kalıntıları bulundu?
19 Temmuz 2018’de açılan yaklaşık 30 tonluk lahitte üç kişinin iskelet kalıntıları bulundu. Eski Eserler Bakanlığı yetkilisi Mustafa Veziri, lahdin İskender’in mezarı olduğu iddiasını reddetti.
Büyük İskender’in mezarı deniz altında olabilir mi?
Chris Naunton, saraylar bölgesinin bir kısmı sualtında bulunduğundan bu olasılığı değerlendiriyor. Ancak antik metinler, mezarın karada kalmış bir konumda bulunmasını da dışlamıyor.
Kaynaklar
- Archaeology — The Elusive Tomb of Alexander archive.archaeology.org
- Wikipedia — Tomb of Alexander the Great en.wikipedia.org
- Chicago Üniversitesi, LacusCurtius — Strabon, Coğrafya 17.1.8 penelope.uchicago.edu
- Vikipedi — İskender’in mezarı tr.wikipedia.org
- Archaeology — Alexander the Great, King of Macedon archaeology.org
- Live Science — Where is Alexander the Great’s tomb? livescience.com
- National Geographic — New clues to the lost tomb of Alexander the Great discovered in Egypt nationalgeographic.com
- Xinhua — Egyptian archaeologists reveal contents of mysterious sarcophagus in Alexandria xinhuanet.com
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı — Görülmesi Gereken 11 Lahit kulturportali.gov.tr
- British Museum — Sarcophagus, EA10 britishmuseum.org
- British Museum, Google Arts & Culture — Sarcophagus of Nectanebo II artsandculture.google.com
- Yunanistan Kültür Bakanlığı — Aigai culturalegnatia.culture.gov.gr
Görsel: Saint Sisoes facing the tomb of Alexander the Great (Byzantine museum).jpg — Anonymous icon painter, Public domain





