Jamaika’daki Port Royal’in yaklaşık üçte ikisi, 7 Haziran 1692 depreminde denize battı. Siz bu yazıda, kentin konumunu ve batışını açıklayan zemin sıvılaşmasını öğreneceksiniz. Kum üzerinde büyüyen limanın hikâyesinde korsanlık, ticaret ve köleleştirilmiş insanların alınıp satılması birlikte yer alıyor.
Kingston Limanı’nın girişindeki bu yerleşim, bugün karadaki ve sualtındaki kalıntılarıyla tanınıyor. Bir cep saati, ayakkabıcı ve mektup mühürleme düzeneği, geçmişteki gündelik yaşamı somutlaştırıyor. Port Royal’in arkeolojik bütünü, 2025’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Kentin hikâyesini anlamak için önce bulunduğu kum şeridine bakmak gerekiyor.
Port Royal nerede? Jamaika’daki konumu nasıl bir yer?
Port Royal, Jamaika’nın güneydoğusunda, Kingston Limanı’nın girişindeki Palisadoes kum şeridinin ucundadır. Siz haritada Port Royal’i ararken Kingston Limanı’nın girişine odaklanabilirsiniz. Yerleşimin üzerinde geliştiği kum şeridi, hem konumunu hem felaketini anlamanın anahtarıdır. Liman girişindeki yerleşim ile kumlu zemin, bu hikâyede birbirinden ayrılamaz.
Taínolar, Avrupalıların gelişinden önce aynı kum şeridini balıkçılık kampı olarak kullanıyordu. Dolayısıyla Port Royal’in geçmişi, İngiliz tahkimatları veya korsan kaptanlarla başlamıyor. Balıkçılık kampı olarak kullanılan yer, daha sonra savunulan bir liman yerleşimine dönüştü. Bu değişimin belirgin aşaması, İngilizlerin Jamaika’yı ele geçirdiği 1655 yılıydı.
İngilizler, 1655’ten sonra Port Royal’in stratejik konumunu savunmak için tahkimat kurmaya başladı. Başlangıçta Cagway dedikleri yerleşim, daha sonra Port Royal adını aldı. Kent, 1655 ile 1692 arasındaki dönemin büyük bölümünde Jamaika’nın fiilî merkeziydi. Bununla birlikte resmî başkent, aynı dönem boyunca Spanish Town olarak kaldı.
Bu ayrım, Port Royal’in Jamaika içindeki yerini doğru değerlendirmeyi sağlıyor. Fiilî merkez olması, Spanish Town’ın resmî başkentlik konumunu ortadan kaldırmadı. Port Royal’in gelişimini açıklayan başlıca unsurlar arasında liman, ticaret ve savunma bulunuyordu. Kentin korsanlıkla anılan geçmişi de bu liman çevresinde şekillendi.
Port Royal neden korsan şehri olarak biliniyor?
Henry Morgan, Port Royal’i üs olarak kullandı ve 1688’de burada öldü. Ancak kentin korsanlık geçmişinde, valinin verdiği yetki belgeleri de bulunuyordu. Bu belgeler, Port Royal merkezli privateer kaptanlarının İspanyol gemilerine saldırmasını mümkün kılıyordu. İspanyol yerleşimleri de aynı yetkiyle yürütülen saldırıların hedefleri arasındaydı.
Port Royal’i anlatırken privateer kaptanlarının bu yetkilendirilmiş faaliyetlerini belirtmek gerekir. Jamaika valisinin belgeleri, saldırılarla sömürge yönetimi arasındaki somut bağı gösteriyor. Henry Morgan’ın burada üslenmesi, kentin korsanlıkla anılmasının belirgin örneklerinden biridir. Yine de limanın zenginliği yalnızca bu kaptanların faaliyetleriyle açıklanamaz.
Port Royal’in 17. yüzyıldaki zenginliği, korunaklı derin su limanı üzerinden yürütülen ticarete dayanıyordu. Köleleştirilmiş Afrikalıların alınıp satılması da bu zenginliğin dayanakları arasında bulunuyordu. Böylece korsanlık anlatısının yanında, kentin ticari düzeni de görünür oluyor. Port Royal’in ekonomik geçmişi anlatılırken köle ticaretinin bu payı atlanamaz.
UNESCO’nun tanımladığı 17. yüzyıl yerleşimini, toplam altı savunma kalesi koruyordu. Bunlardan Fort Charles, 1656’da Fort Cromwell adıyla inşa edilmişti. Kale, 1662’de Kral II. Charles onuruna yeniden adlandırıldı. Savunma yapıları, İngilizlerin liman girişindeki konumu koruma çabasının somut kalıntılarıydı.
Port Royal 1692 depreminde nasıl sular altında kaldı?
7 Haziran 1692 depreminde, Port Royal’in yaklaşık yüzde 66’sı denize battı. Bu alan, 33 acre büyüklüğündeydi. Bu ölçü, yaklaşık 13,4 hektarlık bir yerleşim alanına karşılık geliyor. Dolayısıyla denize batan bölüm, kentin küçük bir kıyı parçasından ibaret değildi.
Yıkımın temel mekanizmalarından biri, kumlu tortul zeminde meydana gelen sıvılaşmaydı. Deprem titreşimleri, zeminin dayanımını kaybederek akışkan bir kütleye dönüşmesine yol açtı. Port Royal’in batışını anlamak için yalnızca binaların yıkılmasına bakmak yeterli değildir. Yapıların bulunduğu kumlu zeminin davranışı da felaketin doğrudan parçasıydı.
Siz Port Royal’in batışını düşünürken, depremle birlikte dayanımını kaybeden zemini de hesaba katmalısınız. Burada sıvılaşma, sarsıntının ardından eklenen ayrı bir tarihsel söylenti değildir. Bu zemin mekanizması, Port Royal’deki yıkımın temel mekanizmalarından biriydi. Kentin kum şeridindeki konumu, böylece coğrafi bir ayrıntıdan fazlasını anlatıyor.
Depremden sonra gelen tsunami, Port Royal kıyısındaki gemileri sürükleyerek yıkımı artırdı. Sürüklenen gemiler, ayakta kalmış yapılardaki hasarın büyümesine de neden oldu. Böylece deprem, zemin sıvılaşması ve tsunami aynı felaketin parçalarını oluşturdu. Kentin sular altında kalmasını yalnızca tek bir dalgayla açıklamak eksik kalır.
Institute of Nautical Archaeology, depremde yaklaşık 2.000 kişinin hemen öldüğünü belirtiyor. Sonraki günlerde yaralanmalar ve hastalıklar nedeniyle yeni ölümler yaşandı. Bu nedenle yaklaşık 2.000 sayısı, felaketin bütün kayıplarını ifade etmiyor. Verilen sayı, deprem sırasında hemen yaşamını yitiren insanlarla ilgilidir.
Jamaika Meclisinin deprem sonrası yıllık oruç düzenlemesi, felaketi günahların ilahî cezası olarak yorumluyordu. Bu yorum, dönemin Port Royal felaketine yüklediği dinî anlamı gösteriyor. Jeolojik açıklama ise batışı, deprem kaynaklı zemin sıvılaşmasıyla ilişkilendiriyor. Dinî yorum, kumlu zeminin depremdeki davranışını açıklayan mekanizmanın yerine geçirilemez.
Depremden sonra Port Royal’e ne oldu?
Fort Charles, Port Royal’in 1692 depreminden ayakta çıkabilen tek kalesiydi. Kale, 1699’da mühendis Albay Christian Lilly tarafından yeniden inşa edildi. Bu yapı, deprem öncesindeki savunma düzeniyle sonraki yeniden yapılanmayı birbirine bağlıyor. Fort Charles’ın varlığı, yerleşimin bütünüyle ortadan kalkmadığını da somutlaştırıyor.
1692 felaketinden sonra ticari işlevi, limanın karşısında büyüyen Kingston devraldı. Böylece Port Royal’in hikâyesi, Kingston’ın gelişimiyle doğrudan bağlantılı hâle geldi. Limanın çevresindeki ticari ağırlık, felaketin ardından başka bir yerleşimde toplandı. Port Royal’in eski ticari konumunu anlamak için bu değişimi izlemek gerekiyor.
Depremden sonra Port Royal, büyük ölçüde ahşap yapılarla yeniden kuruldu. Ancak 1703 yangını, yeniden kurulan yerleşimi bir kez daha tahrip etti. Kentin yaşadığı yıkımlar, dolayısıyla yalnızca 1692 depremiyle sınırlı kalmadı. Yeniden yapılanmayı izleyen yangın, Port Royal tarihinin başka bir kırılma noktasıydı.
Port Royal, 18. yüzyılda İngiliz donanma istasyonu olarak önemini sürdürdü. Ticari işlevinin Kingston’a geçmesi, burada bütün faaliyetlerin sona ermesi anlamına gelmedi. Daha sonra, 1907’de yaşanan başka bir büyük deprem yerleşime yeniden zarar verdi. Kentin tarihini, birbirini izleyen bu işlevler ve yıkımlar birlikte oluşturuyor.
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
Port Royal’de bazı tuğla duvarlar, deprem sırasında odaların içine çöktü. Duvarların örttüğü eşyalar, bu kapanmanın arkeolojik korunmaya sağladığı katkıyı gösteriyor. Aynı yıkım, insan yaşamı açısından felaketken bazı nesnelerin korunmasını da etkiledi. Bugün araştırılan gündelik eşyaların hikâyesinde, odaların içine çöken tuğlaların payı bulunuyor.
Batık Port Royal’in oksijence fakir sualtı ortamı, organik eşyaların korunmasını sağladı. Normalde çürüyebilecek çok sayıda nesne, bu ortam sayesinde varlığını sürdürebildi. Dolayısıyla araştırmacılar yalnızca taş veya tuğla yapı kalıntılarını incelemiyor. Korunan organik eşyalar da yerleşimin gündelik yaşamını araştırmaya olanak veriyor.
1959’da çıkarılan pirinç cep saati, Port Royal’in dikkat çeken buluntuları arasındadır. Amsterdam’da 1686’da üretilen saatin 11.43’te durmuş olması, deprem saatiyle ilişkilendirilmiştir. Buradaki ifade bir ilişkilendirmedir; saatin gösterdiği anı kesinleştiren bir hüküm değildir. Saat, felaketin zamanıyla gündelik bir nesne arasında somut bağlantı kuruyor.
Kazılarda incelenen beş yapıda, konutların yanında farklı işlevler de belirlendi. Bunlar arasında pipo dükkânı, meyhane ve ayakkabıcı işlevleri bulunuyordu. Siz bugün ayakkabı tamirine veya mektup göndermeye gündelik işler olarak bakabilirsiniz. Port Royal’deki ayakkabıcı ve mühürleme düzeneği, geçmişe aynı gündelik ölçekten yaklaşmanızı sağlıyor.
2026 tarihli araştırma, 1989’da bulunan demir bir nesneyi tanımladı. Başlangıçta tanımlanamayan nesne, mektupları mühürlemek için mum eriten bir masa düzeneğiydi. Böylece Port Royal’den çıkarılan bir eşyanın kullanım amacı sonradan açıklığa kavuştu. Buluntu, kazıyla nesnenin işlevini anlama aşamasının her zaman örtüşmediğini gösteriyor.
HMS Swan’ın kalıntıları da Port Royal’deki yıkımın yapıların içine uzandığını gösteriyor. Deprem sonrasında oluşan liman dalgası, geminin kalıntılarını sürüklemişti. Bu kalıntılar, kazılardaki 4 numaralı yapının 4A ve 4B odalarına girmiş durumdadır. Böylece sürüklenen gemilerle hasar gören yapılar arasındaki ilişki somutlaşıyor.
Port Royal’in sualtı kalıntıları neden araştırılıyor?
INA, Texas A&M Üniversitesi ve Jamaica National Heritage Trust, ortak araştırmaları 1981’de başlattı. Sualtı çalışmalarının odağında, batık Port Royal’in ticaret merkezi bulunuyordu. Konutlar, dükkân işlevleri ve korunan eşyalar, bu araştırmaların somut inceleme alanlarıdır. Kentin geçmişi, böylece yalnızca korsan kaptanların adları üzerinden ele alınmıyor.
Port Royal’in karadaki ve sualtındaki 17. yüzyıl kalıntıları, birlikte kültürel miras oluşturuyor. Bu arkeolojik bütün, 2025’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedildi. UNESCO kaydındaki miras alanı 27 hektar büyüklüğündedir; çevresindeki tampon bölge 292,27 hektardır. Bu ölçüler, depremde denize batan yaklaşık 13,4 hektarlık alanla karıştırılmamalıdır.
Port Royal’de korunan ayakkabıcı, saat ve mühürleme düzeneği, farklı gündelik faaliyetleri görünür kılıyor. Altı kaleyle korunan limanın tarihi, bu küçük nesnelerle birlikte okunabiliyor. Ticaret, köle ticareti, savunma ve ev yaşamı aynı yerleşimin parçalarıydı. Sualtı araştırmaları, bu parçaların yapılar ve eşyalar üzerinden incelenmesini sağlıyor.
Kısa kronoloji
- 1655 İngilizlerin Jamaika’yı ele geçirmesinin ardından Port Royal’de tahkimat çalışmaları başladı.
- 1656 Daha sonra Fort Charles adını alacak Fort Cromwell inşa edildi.
- 1688 Port Royal’i üs olarak kullanan Henry Morgan burada öldü.
- 7 Haziran 1692 Deprem, sıvılaşma ve tsunami yerleşimi yıktı; yaklaşık üçte ikisi battı.
- 1699 Fort Charles, mühendis Albay Christian Lilly tarafından yeniden inşa edildi.
- 1703 Ahşap yapılarla yeniden kurulan Port Royal, yangınla tekrar tahrip oldu.
- 1907 Başka bir büyük deprem, Port Royal yerleşimine yeniden zarar verdi.
- 1959 Deprem saatiyle ilişkilendirilen, 11.43’te durmuş pirinç cep saati çıkarıldı.
- 1981 INA, Texas A&M Üniversitesi ve Jamaica National Heritage Trust ortak araştırmaları başlattı.
- 2025 Port Royal’in arkeolojik bütünü UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
- 2026 Mektup mühürleme düzeneğini tanımlayan araştırma yayımlandı.
Sık sorulan sorular
Port Royal nerede, Jamaika’nın hangi bölgesinde?
Port Royal, Jamaika’nın güneydoğusunda, Kingston Limanı’nın girişindeki Palisadoes kum şeridinin ucundadır. Yerleşimin tarihini belirleyen korunaklı liman, ticaret ve savunma açısından kullanıldı.
Port Royal şehri tamamen mi sular altında kaldı?
7 Haziran 1692 depreminde yerleşimin yaklaşık yüzde 66’sı denize battı. Fort Charles ise depremden ayakta çıkan tek kale oldu.
Port Royal neden korsan şehri olarak biliniyor?
Henry Morgan gibi kaptanlar Port Royal’i üs olarak kullandı. Jamaika valisinin verdiği yetki belgeleri, privateer kaptanlarının İspanyol gemilerine ve yerleşimlerine saldırmasını mümkün kılıyordu.
Port Royal’de bulunan cep saati deprem saatini gösteriyor mu?
1959’da çıkarılan pirinç cep saatinin 11.43’te durmuş olması, deprem saatiyle ilişkilendirilmiştir. Amsterdam’da 1686’da üretilen saat için bu ilişkiyi kesinlik iddiasına dönüştürmemek gerekir.
Kaynaklar
- Türkçe Vikipedi — Port Royal tr.wikipedia.org
- Jamaica National Heritage Trust — Port Royal jnht.com
- English Wikipedia — Port Royal en.wikipedia.org
- UNESCO — The Archaeological Ensemble of 17th Century Port Royal whc.unesco.org
- Jamaica National Heritage Trust — Remembrance of the Great Earthquake jnht.com
- Institute of Nautical Archaeology — Port Royal Harbor Excavation nauticalarch.org
- National Geographic — How the ‘wickedest city on Earth’ was sunk by an earthquake nationalgeographic.com
- Historical Archaeology — A Sealed Fate link.springer.com
Görsel: PSM V40 D802 Port royal before the 1692 earthquake and the dotted area after.jpg — Unknown authorUnknown author, Public domain






