Mustafa Kemal ile Latife Hanım’ın evliliği, İzmir’deki nikâhtan ayrılığa yaklaşık iki buçuk yıl sürdü. Siz bu yazıda Latife Hanım’ın yaşamını, evliliğini ve ayrılığa ilişkin farklı yorumları öğreneceksiniz.[1][2]
Latife Hanım’ın yaşamında Paris’te hukuk eğitimi, Çankaya ve Türk Ocakları da yer alır. Mektupları, aile bağları ve İzmir’deki köşkler, evlilik öyküsünün çevresindeki somut izleri oluşturur. Boşanmayı açıklayan yorumlar ise Yaşar Akbıyık ile Hülya Eraydın Argunşah’ın çalışmalarında farklılaşır.[2][3]
Latife Uşaklıgil kimdir, ailesi ve eğitimi nasıldı?
Latife Hanım, 17 Haziran 1898’de İzmir’de doğdu; ailesi Uşak kökenliydi. Babası İzmirli tüccar Uşakîzâde Muammer Bey, annesi ise Adeviye Hanım’dı. Beş kardeşi bulunan Latife Hanım’ın ailesi, İzmir’e yerleşince Uşakîzâde adıyla anılmıştı.[4]
İngilizce Wikipedia, doğum adını Fatıma-tüz Zehra Latife Uşakîzâde biçiminde verir. Latife Hanım, Mustafa Kemal Atatürk’ün tek evliliğindeki eşi olarak da tanınır.[4][5]
Latife Hanım, Paris’te Sorbonne’da hukuk eğitimi gördü ve Londra’da dil öğrenimini sürdürdü. Burada hukuk eğitimi görmesiyle mezuniyetini birbirine karıştırmamak gerekir; belirtilen olgu, eğitim aldığıdır. Paris ve Londra, onun yaşamını anlatırken anılması gereken yerlerdir.[2]
Halit Ziya Uşaklıgil ve Halil Vedad ile bağı neydi?
Latife Hanım, romancı Halit Ziya Uşaklıgil ile baba tarafından akrabaydı. Bu akrabalık, Latife Hanım’ın ailesini araştırırken karşılaşılan Uşaklıgil adını da açıklar. Halit Ziya ile bağlantısı, yalnızca benzer bir soyadı taşımaktan ibaret değildir.[5]
Halit Ziya’nın oğlu Halil Vedad da Latife Hanım’ın çevresiyle bağlantılıydı. 2024 tarihli bir edebiyat araştırması, onun Çankaya’daki varlığını aktarır. Çalışmada Halil Vedad, Latife Hanım ve Mustafa Kemal’in çevresinde bulunan kişi olarak anılır.[6]
Atatürk ile evliliği neden yaklaşık iki buçuk yıl sürdü?
Mustafa Kemal, Eylül 1922’de Uşakîzâde ailesinin İzmir Göztepe’deki köşkünde ağırlandı. Latife Hanım ile nikâhları, 29 Ocak 1923’te aynı köşkte kıyıldı. Böylece Göztepe’deki aile evi, evliliklerinin başlangıcına da tanıklık eden yer oldu.[7][8]
Nikâhta Mustafa Kemal’in şahitleri, Fevzi Çakmak ile Kâzım Karabekir olarak kaydedilir. Latife Hanım’ın şahitleri ise Abdülhalik Renda ile Salih Bozok idi. Bu isimler, törenin anlatımında doğrudan belirtilen kişiler arasında yer alır.[2]
Kültür ve Turizm Bakanlığı kronolojisi, ayrılığı 5 Ağustos 1925 tarihinde gösterir. Atatürk Ansiklopedisi, Latife Hanım’ın o gün Çankaya’dan ayrıldığını ayrıca belirtir. Aynı maddede, boşanmanın 12 Ağustos’ta resmen ilan edildiği de açıkça yazılıdır.[1][2]
Dolayısıyla 5 Ağustos ile 12 Ağustos, anlatıda farklı olaylara karşılık gelir. İlki Çankaya’dan ayrılış, ikincisi ise boşanmanın resmen ilan edildiği tarihtir. Ocak 1923 ile Ağustos 1925 arasındaki süre, yaklaşık iki buçuk yıldır.[1][2]
Evliliğin neden sona erdiği konusunda ise tek bir kesin açıklama yapılamaz. Yaşar Akbıyık, Atatürk Ansiklopedisi’ndeki maddesinde mizaç çatışmaları ve kıskançlık üzerinde durur. Karşılıklı küçük düşürücü davranışları da evliliğin yıpranmasında etkili unsurlar arasında gösterir.[2]
Hülya Eraydın Argunşah ise sorumluluğu çoğunlukla Latife Hanım’a yükleyen anlatıları eleştirir. Bu yaklaşımı, eşitsiz ve eril bir tarih yazımının sonucu olarak değerlendirir. Dolayısıyla Akbıyık’ın açıklamasını aktarırken, Argunşah’ın itirazını da birlikte değerlendirmek gerekir.[3]
Siz ayrılık anlatılarını okurken, 5 Ağustos tarihini neden yorumlarından ayrı değerlendirebilirsiniz. Çankaya’dan ayrılışın tarihi bellidir; kıskançlık açıklaması ise Akbıyık’ın yorumuna dayanır. Argunşah’ın eleştirisi, evliliğin sorumluluğunu tek kişiye yükleyen anlatıların sorununu görünür kılar.[2][3]
Latife Hanım kamusal hayatta nasıl yer aldı?
Latife Hanım, Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923’te ilk cumhurbaşkanı eşi oldu. Bu konumu, Mustafa Kemal ile 1925’teki ayrılığına kadar devam etti. Dolayısıyla evliliğinin tamamıyla cumhurbaşkanı eşi olduğu dönem, aynı tarihlerde başlamaz.[5]
Kamusal görünürlüğünün somut örneklerinden biri, Anadolu Ajansı arşivindeki bir okul fotoğrafıdır. Fotoğraf, 21 Mart 1923’te Konya Kız Öğretmen Okulu’nda Latife Hanım’ı gösterir. Mustafa Kemal ile öğrenciler arasında bulunması, okul ortamındaki birlikteliklerini belgeleyen bir örnektir.[9]
Cumhuriyet’in 1923 fotoğraflarını ele alan yazısı, Latife Hanım’ın giyimine ilişkin ayrıntılar aktarır. Yazıya göre başını örtüyor, kimi zaman saçlarını örtünün altından serbest bırakıyordu.[10]
Konya’daki fotoğraf ile Türk Ocakları kaydı, Latife Hanım’ın kamusal yaşamından farklı örneklerdir. Biri onu okulda öğrenciler arasında gösterir; diğeri kurultaydaki görevini kayda geçirir. Bu iki örnek, yaşamını yalnız nikâh ve boşanma tarihlerine indirgemeden anlatmayı sağlar.[4][9]
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
Latife Hanım, 29 Ocak 1923’teki kendi nikâh törenine bizzat katılmıştı. Dönemin dinî nikâhlarında kadınların çoğunlukla vekille temsil edilmesi, bu ayrıntının bağlamını oluşturur. Burada dikkat çeken olgu, Latife Hanım’ın törende doğrudan bulunmuş olmasıdır.[4]
Latife Hanım, 1925 Türk Ocakları kurultayına Kars delegesi olarak katıldı. Aynı kurultayda, 17 Mayıs 1925 tarihinde Türk Ocaklarının fahri başkanı seçildi. Kars delegeliği ve fahri başkanlık, evliliğinin son yılındaki kamusal faaliyetleri arasında bulunur.[4]
İzmir’deki iki köşk, Latife Hanım’ın yaşamını araştırırken kolayca birbirine karıştırılabilir. Nikâhın kıyıldığı Uşakîzâde Köşkü Göztepe’dedir; Latife Hanım Köşkü ise Karşıyaka’da bulunur. Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923’te Karşıyaka’daki Latife Hanım Köşkü’nde hayatını kaybetmiştir.[7][8]
Göztepe’deki Uşakîzâde Köşkü, 1860 yılında Sadık Bey tarafından yaptırılmış bir yapıdır. Mustafa Kemal ile Latife Hanım’ın evlendiği köşk, 2001’de müze olarak ziyarete açıldı. Siz İzmir’de gezi planlarken, nikâh mekânını arıyorsanız Göztepe adını esas alabilirsiniz.[8]
Karşıyaka’daki Latife Hanım Köşkü’nün tarihsel bağlantısı ise Zübeyde Hanım’ın son günleridir. Böylece günlük bir gezi kararında, semt bilgisi hangi yapıyı aradığınızı belirler. Göztepe ile Karşıyaka ayrımı, aynı aileyle ilişkili iki yapıyı doğru tanımanızı sağlar.[7][8]
Latife Uşaklıgil’in mektupları ve kişisel arşivi ne oldu?
Latife Hanım’ın kişisel arşivi, mektuplarla birlikte günlük, telgraf ve fotoğraflar da içeriyordu. Argunşah’ın çalışmasına göre bu arşiv, toplam 219 parçalık bir belge grubuydu. Arşiv, 26 Kasım 1979 tarihinde Türk Tarih Kurumu’na teslim edilmişti.[3]
219 parçalık toplam, yalnızca mektupların sayısı olarak okunmamalı; başka belge türlerini de kapsar. Günlük, telgraf ve fotoğrafların aynı arşivde bulunması, bu ayrımı gerekli kılar. Latife Hanım’ın mektuplarını araştırırken, kişisel arşivin tamamıyla mektupları eşitlememek gerekir.[3]
Arşiv için belirlenen 25 yıllık sürenin dolduğu 2005’te, mirasçıları belgelerin açıklanmamasını istedi. Türk Tarih Kurumu da bunun ardından belgeleri yayımlama planından vazgeçti. Dolayısıyla arşivin kuruma teslimi ile yayımlanması, birbirinden ayrı gelişmeler olarak değerlendirilmelidir.[5]
Latife Hanım’ın arşivine ilişkin bu olay, ayrılık nedenleriyle ilgili tartışmadan ayrı tutulmalıdır. Mirasçıların 2005’teki talebi, boşanmanın gerekçesini tek başına açıklayan bir kanıt değildir. Akbıyık’ın evlilik yorumu ile Argunşah’ın eleştirisi, kendi atıflarıyla birlikte okunmalıdır.[2][3][5]
Latife Uşaklıgil’in son hali ve mezarı hakkında ne biliniyor?
Latife Hanım, boşanmadan sonra yeniden evlenmedi; yaşamını ağırlıkla İzmir ve İstanbul’da geçirdi. Evliliğin sona ermesi, hayatının bundan sonraki bölümünün başlangıcını oluşturdu. Ancak sonraki yıllarını anlatırken de fotoğraf ve tarihleri ayrı ayrı belirtmek gerekir.[5]
Cumhuriyet Pazar, Latife Hanım’ın yeğeni Erdem İlmen’le çekilmiş bir fotoğrafını yayımladı. Fotoğraf 1960’lı yıllara aitti; yayımlandığı sayfanın tarihi ise 2 Temmuz 2006’ydı. Çekim dönemiyle yayın tarihi arasındaki ayrım, fotoğrafın doğru değerlendirilmesini sağlar.[10]
Bu görüntü, Latife Hanım’ın sonraki yıllarına ait somut bir fotoğraf örneğidir. Bununla birlikte 1960’lı yıllara ait olması, onu son fotoğrafı olarak tanımlamaya yetmez. Fotoğrafı Erdem İlmen’le birlikte çekildiği dönem üzerinden tanımak daha doğru olur.[10]
Latife Hanım, 12 Temmuz 1975’te İstanbul’da meme kanserinden hayatını kaybetti. Öldüğünde 77 yaşındaydı; cenazesi ertesi gün, 13 Temmuz’da Teşvikiye Camii’nden kaldırıldı. İstanbul Edirnekapı’daki aile mezarlığına defnedildi; mezarı da bu aile mezarlığında bulunur.[4]
Kısa kronoloji
Latife Hanım’ın yaşamında 1898’deki doğumdan 2005’teki arşiv kararına uzanan başlıca tarihler şöyle sıralanır.[1][2][3][4][5][7][8]
- 17 Haziran 1898 Latife Hanım İzmir’de doğdu.
- Eylül 1922 Mustafa Kemal, ailenin Göztepe’deki köşkünde ağırlandı.
- 14 Ocak 1923 Zübeyde Hanım, Karşıyaka’daki köşkte öldü.
- 29 Ocak 1923 Mustafa Kemal ile Latife Hanım Göztepe’de evlendi.
- 29 Ekim 1923 Latife Hanım, Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı eşi oldu.
- 17 Mayıs 1925 Türk Ocaklarının fahri başkanı seçildi.
- 5 Ağustos 1925 Latife Hanım Çankaya’dan ayrıldı.
- 12 Ağustos 1925 Boşanma resmen ilan edildi.
- 12 Temmuz 1975 Latife Hanım İstanbul’da öldü.
- 13 Temmuz 1975 Edirnekapı’daki aile mezarlığına defnedildi.
- 26 Kasım 1979 219 parçalık arşivi Türk Tarih Kurumu’na teslim edildi.
- 2005 Mirasçıların itirazıyla arşivin yayımlanması gerçekleşmedi.
Sık sorulan sorular
Latife Uşaklıgil kimdir?
Latife Hanım, 17 Haziran 1898’de İzmir’de doğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün tek evliliğindeki eşidir. Paris’te hukuk eğitimi gördü ve Londra’da dil öğrenimini sürdürdü.
Atatürk ile Latife Hanım neden ayrıldı?
Yaşar Akbıyık, evliliğin yıpranmasını mizaç çatışmaları, kıskançlık ve karşılıklı küçük düşürücü davranışlarla açıklar. Hülya Eraydın Argunşah ise sorumluluğu çoğunlukla Latife Hanım’a yükleyen anlatıları eleştirir; tek bir kesin neden göstermek mümkün değildir.
Latife Hanım’ın Halit Ziya ve Halil Vedad ile ilişkisi neydi?
Latife Hanım, romancı Halit Ziya Uşaklıgil ile baba tarafından akrabaydı. Halit Ziya’nın oğlu Halil Vedad da Çankaya’da Latife Hanım ve Mustafa Kemal’in çevresinde bulundu.
Latife Hanım’ın mektupları neden yayımlanmadı?
Latife Hanım’ın kişisel arşivi, mektuplarla birlikte günlük, telgraf ve fotoğraflar içeriyordu. Mirasçıları 2005’te belgelerin açıklanmamasını istedi; Türk Tarih Kurumu yayımlama planından vazgeçti.
Latife Hanım’ın mezarı nerede?
Latife Hanım’ın mezarı, İstanbul Edirnekapı’daki aile mezarlığındadır. Cenazesi 13 Temmuz 1975’te Teşvikiye Camii’nden kaldırılarak buraya defnedildi.
Kaynaklar
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, Mersin Kültür Merkezi — 1923 mersinkulturmerkezi.ktb.gov.tr
- Atatürk Ansiklopedisi — Latife Hanım (1898-1975) ataturkansiklopedisi.gov.tr
- Hülya Eraydın Argunşah, Atatürk Kültür Merkezi — Kurgusal Bir Kimlik Olarak Latife (Uşşakî) Hanım akmb.gov.tr
- Vikipedi — Latife Uşşakî tr.wikipedia.org
- Wikipedia — Latife Uşşaki en.wikipedia.org
- Mahmut Babacan ve Seval Yumuş — Metinlerarası İlişkiler Bağlamında Halid Ziya’nın Bir Acı Hikâye Eseri ile Selim İleri’nin Kırık Deniz Kabukları Romanının Karşılaştırılması dergipark.org.tr
- İzmir Büyükşehir Belediyesi — Latife Hanım Köşkü izmir.bel.tr
- İzmir Büyükşehir Belediyesi — Müzeler izmir.bel.tr
- Anadolu Ajansı — Atatürk’ün 74. Ölüm Yıldönümü, fotoğraf arşivi aa.com.tr
- Cumhuriyet Pazar — Bilmediğimiz Latife Hanım, 2 Temmuz 2006 egazete.cumhuriyet.com.tr
Görsel: Mustafa Kemal with his then-wife Latife Hanım in 1923.jpg — Frank and Frances Carpenter Collection (Library of Congress), Public domain






