Bir insan sırtında yaklaşık 215 kilogramlık çelik bir mermiyi taşıyabilir mi? Bu soru, 18 Mart 1915’ten beri Seyit Onbaşı’nın adıyla birlikte anılır. Seyit Ali Çabuk o gün Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görevliydi ve mermileri elle taşıdığı anlatılır.
Bu yazıda Seyit Onbaşı’nın kim olduğunu, nereli olduğunu ve o günün ayrıntılarını bulacaksınız. Mermi ağırlığına dair 215 ve 276 kilogram anlatılarını, Ocean zırhlısı tartışmasını, mezarını ve anıtını da kaynaklarıyla birlikte okuyacaksınız.
Seyit Onbaşı kimdir?
Seyit Onbaşı’nın asıl adı Seyit Ali Çabuk’tur. Birinci Dünya Savaşı’nın Çanakkale Cephesi’nde görev yapan bir Osmanlı askeridir [1].
Havran Belediyesi’nin biyografisine göre Seyit Ali, Nisan 1909’da askerliğe başladı. 1912’de Balkan Savaşları’na katıldı. Ardından Çanakkale Cephesi’nde topçu eri olarak görevlendirildi [2].
İngilizce Vikipedi’ye göre onbaşı rütbesini 18 Mart deniz saldırısının püskürtülmesinden sonra aldı [4]. Yani adının başındaki rütbe, anlatılan olaydan sonra gelir.
Seyit Onbaşı nereli?
Seyit Ali, Eylül 1889’da Balıkesir’in Havran ilçesinde doğdu. Doğduğu yer, bugün Kocaseyit adını taşıyan Manastır köyüdür [1]. Köyün bugünkü adı doğrudan ona gönderme yapar.
Babasının adı Abdurrahman, annesinin adı Emine’dir [2]. Savaştan sonra da aynı köye döndü. Havran’a yolunuz düşerse bu köyü ziyaret edebilirsiniz.
18 Mart 1915’te Rumeli Mecidiye Tabyası’nda ne oldu?
18 Mart 1915’te İtilaf donanması Çanakkale Boğazı’na saldırdı. Seyit Ali o sırada Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görev yapıyordu [3].
Anadolu Ajansı’nın anlatımına göre mermileri elle taşımayı gerektiren sorun, top mermisini kaldıran vinç sisteminin bozulmasıydı [3]. Mermiler makineyle yerine çıkamayınca insan gücü devreye girdi.
AA’ya göre Seyit Ali ağır mermiyi silah arkadaşı Niğdeli Ali’nin yardımıyla sırtladı. Sonra mermiyi top kundağına yerleştirdi [3].
Seyit Onbaşı kaç kilo mermi taşıdı?
Bu soru, anlatının en çok tartışılan kısmıdır. İki ayrı rakam dolaşır.
215 kilogram görüşü
Anadolu Ajansı kaynaklı biyografi, TRT Haber’de de yer alır ve sırtlanan mermilerin ağırlığını 215 kilogram olarak verir [7].
CNN Türk’ün haberinde İsmet Aygün, Genelkurmay yayınlarındaki 240/35 milimetrelik kıyı topu mühimmatının 140–215 kilogram arasında olduğunu belirtir [5]. Aynı haberde araştırmacı Şahin Aldoğan, Seyit’in görev yaptığı 3 numaralı topta 140, 190 ve 215 kilogramlık mermiler kullanıldığını söyler [5].
Rıdvan Arı ile Zafer Aydoğan ise Mecidiye Tabyası’nda sergilenen bir mermiyi tarttı. Tartım 219 kilogram çıktı. Bundan 5 kilogramlık battaniyeyi çıkardılar. Eksik olduğunu söyledikleri 1 kilogramlık tapayı eklediler. Sonuç 215 kilogramdı [6].
Bu tartım, Arı’nın Seyit’in kullandığı mühimmatla aynı tip olduğunu savunduğu 24 santimetrelik bir mermi üzerinde yapıldı [6].
276 kilogram anlatısı
İngilizce Vikipedi, Seyit Onbaşı’nın 240/35 milimetrelik top için her biri 276 kilogram gelen üç mermi taşıdığı anlatısını aktarır [4]. Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de 275 kilogramlık mermiden söz eder [8].
Aygün bu rakamın nasıl doğduğunu da açıklar. Ona göre 215 kilogram, Harp Mecmuası’nda yanlışlıkla 215 kıyye olarak yazıldı. Bu yanlış, yaklaşık 275–276 kilogramlık anlatıyı ortaya çıkardı [5].
İki rakam arasındaki fark yaklaşık 60 kilogramdır. Bugün ulaşılan değerler, olay anında yapılan bir tartıma değil, mühimmat özelliklerine ve sergilenen bir mermiye dayanır. Bu yüzden rakam verirken hangi kaynağa dayandığınızı belirtmeniz doğru olur.
Seyit Onbaşı hangi gemiyi batırdı?
Yaygın anlatıda hedef Ocean zırhlısıdır. Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 275 kilogramlık mermiyle Ocean’ın dümen tertibatının vurulduğunu anlatır. Geminin daha sonra mayına çarparak battığını da ekler [8].
Bu anlatıda geminin kaderini belirleyen son etken mayındır. Avustralya Gaziler İşleri Bakanlığının Anzac Portalı da Ocean’ı Seyit’in vurup batırdığı anlatısını kesinleştirmez. Gemiyi etkisiz bırakan nedenin mayın olabileceğini belirtir ve anlatımların farklılaştığını vurgular [9].
Kısacası Seyit Onbaşı’nın vuruşu ile geminin batışı arasındaki bağ, kaynaklara göre değişir.
Kısa kronoloji
- Eylül 1889 Seyit Ali, Havran’ın bugün Kocaseyit adını taşıyan köyünde doğdu.
- Nisan 1909 Askerliğe başladı.
- 1912 Balkan Savaşları’na katıldı.
- 18 Mart 1915 Rumeli Mecidiye Tabyası’ndaki ağır mermi taşıma olayıyla tanındı.
- 1918 Terhis edilerek köyüne döndü.
- 1934 Soyadı Kanunu’nun ardından Çabuk soyadını aldı.
- 1936 Gıyas Yetkin’in mülakatında savaş hatıraları aktarıldı.
- 1 Aralık 1939 Zatürre nedeniyle hayatını kaybetti.
- 2006 Havran’daki mezarının karşısına Koca Seyit Anıtı ve müzesi yapıldı.
Kitaplara girmeyen ayrıntılar
Elinden kayan mermi. Havran Belediyesinin yayımladığı 1936 tarihli Gıyas Yetkin mülakatında Seyit, yağlı mermi elinden kayınca elini topraklayıp yeniden sırtladığını anlatır [2].
Dergi kapağındaki fotoğraf. Seyit Onbaşı ile arkasında duran Niğdeli Ali’nin ünlü fotoğrafı, Harp Mecmuası’nın ikinci sayısının kapağında yayımlandı [2].
Fotoğraftaki mermi. Havran Belediyesinin aktardığı anlatıda fotoğraf için merminin içi boşaltılmıştır. İngilizce Vikipedi ise aynı çekimde tahta mermi kullanıldığını belirtir [2][4]. Yani fotoğraftaki mermi, olayın kendisindeki mermi olmayabilir.
Savaştan sonraki işler. Savaştan sonra ormancılık ve kömürcülük yaptı. Hacı Osman Ağa’nın zeytinyağı fabrikasında da çalıştı [10].
Müzedeki bal mumu heykel. Kocaseyit Müzesi’nde Seyit Onbaşı’nın bal mumu heykeli, giysileri, fotoğrafları ve askerî belgeleri sergilenir [10].
Seyit Onbaşı nerede öldü?
Seyit Onbaşı, 1 Aralık 1939’da zatürre nedeniyle 50 yaşında hayatını kaybetti [3]. Türkçe Vikipedi ölüm yerini Havran’ın bugün Kocaseyit adını taşıyan Manastır köyü olarak kaydeder [1].
Savaştan sonraki yıllarında 1918’de terhis edilmiş ve Havran’daki köyüne dönmüştü [1]. 1934’te Soyadı Kanunu’nun ardından Çabuk soyadını aldı [1].
Seyit Onbaşı’nın mezarı ve anıtı nerede?
Mezarı, Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı Kocaseyit Mahallesi’ndedir [10]. Koca Seyit Anıtı ve müzesi, 2006’da bu mezarın karşısına inşa edildi [10].
Çanakkale tarafında ise bir anıt vardır. Gelibolu Yarımadası’nda Kilitbahir’in güneyindeki Rumeli Mecidiye Tabyası çevresindedir [9]. Çanakkale gezinizde tabyayı görürseniz anlatılan olayın geçtiği yeri de görmüş olursunuz.
İki yer farklı amaçlıdır. Biri hayatının sonunu, diğeri 18 Mart 1915’i anlatır. Havran’daki müzede sergilenen eşyalar, Seyit Onbaşı’nın askerlik yaşamına da ışık tutar.
Sık sorulan sorular
Seyit Onbaşı nereli?
Seyit Ali, Eylül 1889’da Balıkesir’in Havran ilçesinde, bugün Kocaseyit adını taşıyan Manastır köyünde doğdu. Aynı köyde de hayatını kaybetti.
Seyit Onbaşı kaç kilo mermi taşıdı?
Anlatılar ikiye ayrılır. Anadolu Ajansı ve TRT Haber 215 kilogram verir. İngilizce Vikipedi’nin aktardığı anlatıda ise her mermi 276 kilogramdır.
Seyit Onbaşı hangi gemiyi batırdı?
Yaygın anlatı Ocean zırhlısını söyler. Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü geminin dümen tertibatının vurulduğunu, sonra mayına çarpıp battığını yazar. Avustralya Gaziler İşleri Bakanlığı ise Ocean’ı Seyit’in batırdığını kesinleştirmez.
Seyit Onbaşı’nın mezarı nerede?
Mezarı, Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı Kocaseyit Mahallesi’ndedir. Koca Seyit Anıtı ve müzesi 2006’da mezarın karşısına yapıldı.
Seyit Onbaşı nasıl öldü?
1 Aralık 1939’da zatürre nedeniyle 50 yaşında hayatını kaybetti.
Kaynaklar
- Türkçe Vikipedi — Seyit Onbaşı tr.wikipedia.org
- Havran Belediyesi — Çanakkale Kahramanı Koca Seyit havran.bel.tr
- Anadolu Ajansı — Sırtladığı top mermisiyle tarihin seyrini değiştiren kahraman aa.com.tr
- İngilizce Wikipedia — Seyit Çabuk en.wikipedia.org
- CNN Türk — Seyit Onbaşı’nın taşıdığı mermi 215 kilo iddiası cnnturk.com
- T24 — Seyit Onbaşı’nın kaldırdığı mermi 214 kiloymuş t24.com.tr
- TRT Haber / AA — Çanakkale Savaşları kahramanı Seyit Onbaşı anıldı trthaber.com
- Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü — Korunan Alanlar-Anıtlar-Maydanlar canakkale.ktb.gov.tr
- Avustralya Gaziler İşleri Bakanlığı — Kilitbahir Fort and Corporal Seyit Memorial anzacportal.dva.gov.au
- Anadolu Ajansı — Seyit Onbaşı’nın köyündeki müze yeni yüzüyle ziyaretçilerini ağırlıyor aa.com.tr
Görsel: Seyit Onbaşı (Harp Mecmuası).jpg — Harp Mecmuası, Sayı: 2, Kânûn-ı Evvel 1331 (1915), Public domain






